Reklam
Bugun...
Tillerson, Osmanlı tokatından korktu


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-02-2018 07:49
     

         Geçen hafta Amerikalılarla yapılan toplantıların öncesi ve sonrası kızgınlık ve tehdit içeren açıklamalar dışında görüşmelerde ne oldu hala açıklanmadı. Oysa ampul iktidarı böyle toplantıların iyi geçmesi halinde bire bin katarak ballandıra ballandıra açıklamalar yapardı. Ve hatta bununla yetinmez yalaka ve yandaş boyalı basınının da efsane hikâyeler üretirlerdi. Yapmadılar. Ne ampul takımının yöneticileri 3 er saatten fazla yaptıkları görüşmeleri açıkladılar, nede yandaşlarına bir şeyler yazdırdılar. İnanılmaz bir sessizlik. Ama Amerikan tarafından sızan bazı şeyler var. Bunlarda görüşmelerde neler olduğunun ipuçları.

         Bir kere Washington’da anlatılan, bu toplantılarda Türk tarafının görüşmeler öncesi kamuoyuna açıkladığı ve isteği maddelerde bir kazanç elde edilemediği şeklinde. Bu açıklamaları doğrulayan bizim acar muhabirlerin dikkatini ne hikmetse çekmeyen veya çekse de yazamayacakları gelişmeler var. Mesela ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un Membiç konusunda geri adım atmayacaklarını söylemesi. Türk askerinin Afrin’e girmesini istemediklerini vurgulaması. Bizim acar uzman bilim adamları da ABD’nin bölgede tampon bölge istediği yolunda. (Aklımda yanlış kalmadıysa tampon bölgeyi bizimkiler istiyor, ama Rusya ve ABD buna yanaşmıyordu)

         Şimdi size konuyla ilgili buradan bazı gelişmeleri aktarayım. Hatırlarsanız Tillerson Ankara’ya hareket etmeden önce ABD ’denin gerek başkent gerekse öteki kentlerinde Cüneyt Zapsu ve Aydın Doğan’ın damadı ile eski bir büyükelçinin de aralarında bulunduğu bir gurup yeni bir “lavaboya süpürmeyin” operasyonu yürütüyorlardı. (Birincisi neredeyse 10 yıl kadar önce patlatılmış ve başarılı olmuştu.) Duyduğumuz bu Heyet Türkiye’ye dönmüş. Bu hareket ilerleme kaydedemedi de mi döndü, yoksa bekleyin görelim mi dendi bunlara şimdilik çözemedim.

         Birde bizim ampul takımının görüşme sonrası yaptığı açıklamalar var. Hele Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, toplantıdan çıkışta neredeyse ağlamak üzereydi, yüzü yerleri süpürüyordu. Görüşmeler sonrası hala “Osmanlı tokadı” edebiyatı veya “ders veririz ha” tehditleri devam etti. Demek ki bizimkilere Amerikan tarafı bir şey vadetmedi veya ettikleri bizimkilere iyi gelmedi. Birde üstüne üstelik alay eder gibi yüzlerce kamyonla verdikleri silah ve cephaneyi vermediklerini açıkladılar. Bir de terbiyesiz ABD Dışişleri sözcüsü kadın bizim reisin “Osmanlı tokadı”  tehdidine gülmeye başladı. Cevap bile vermeye tenezzül etmedi bu haddini bilmez. Yalnızca alay ettiler.

         Yani özetle ve açıkça o bağırıp çağırmalar tehditler beş para etmedi ve elin oğlu bildiğini okuyor. Ama biz hala onlara verdiğimiz üsleri kapatmıyor limanlama hakkını durdurmuyoruz. Aynı siyasette seçmenine hesap sorma sözü veren siyasetçinin gidip şerefsizlikle suçladığı kişilerle işbirliği yapması gibi. Miting alanlarına atılan darağacı ipleri hala düştüğü yerlerde duruyor. Ha birde Ankara belediyesinin Ankara’daki Amerikan büyükelçiliği önündeki caddenin adını değiştirmesi çok koymuş, bu yüzden Ankara’ya büyükelçi göndermiyorlar herhalde.

         Türkiye ne hallere düştü ve düşürüldü görüyorsunuz. Peki, bunlar Amerika ile görüşmelerde olanlar veya söylentiler. Ya Almanlarla yapılan pazarlıkta ne oldu. Hani Alman vatandaşı gazeteci Deniz Yücel konusu yüzde yüz Türk adaletinin dudakları arasındaydı. Merkel Başbakan Yıldırım ile yaptığı görüşmeden üç saat sonra Deniz Yücel tüm adli sistemleri geride bırakarak ve bugüne kadar Türkiye’de görülmeyen bir hızla serbest bırakıldı. Hani Deniz Yücel hakkında Türk adalet sistemi karar verecekti? Böylece, dünyaya Türk adli sisteminin nasıl güdümlü çalıştığının gerçek bir örneğini vermiş olduk. 

         Herkesin aklındaki soru, bu gazetecinin serbest bırakılması karşılığında Almanlara neler verildiği? Tanklar konusu mu? Yoksa Türkiye’nin AB üyeliğine Avrupa’da giderek yükselen muhalefet mi? Bilmiyoruz yakında bununda cevabını alırız. Son yapılan Münih’teki Güvenlik Konferansında da Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebul Geyt ile Çavuşoğluı arasında bir atışma da yaşandı. Ahmed Ebul Geyt, Suriye'deki gelişmeleri değerlendirirken, "Türklere sınırınızın güneyindeki bir Arap ülkesine müdahale ettiğinizin bilincinde olun. Bu şekilde eyleme geçmeden önce belirli ilkeler ortaya koyun” uyarısında bulundu. Tabii bizim Çavuşoğlu’nun tepkisine neden oldu bu açıklama. Böylece Araplarla da karşı karşıya olduğumuz anlaşıldı.

         Gelelim bir aydır sınırımızdan 25 kilometre uzaklıktaki Afrin’e karşı harekâta. Evlatlarımızı teker teker kaybetmemize rağmen olayda önemli ve hızlı bir gelişme yok. Daha önce uyardığım gibi Suriye ordusunun öncü kuvvetleri Afrin’e girmiş oldular. Burada amaç Türk askeri ile Suriye ordusunun karşı karşıya getirilmesi. Bunun sonuçlarını düşünmek bile istemiyorum. Öte yandan Ege’de Yunanlılarla yaşanan gerginlikler. Bugüne kadar gördük ki Türkiye içerde ne kadar beceriksiz ve ülkenin geleceğini düşünmeyen bir siyasi akım yaşasa, tüm düşmanlar teker teker ayaklanıyor. Ermeniler dünyayı uyardı, Hollanda hemen kuyruğa girip soykırımı tasarısını meclislerine getirdi.

         Ama bu anlattıklarımın kuş kadar önemi yok. Sizler şeref ve fikir ameli olmuş sürekli aldatılan ve seçmenlerine verdikleri şeref sözlerinin tersini yapan siyasetçilerin elinde kuş gibi çırpındıkça daha çok çocuklarımız ülke savunması dışında helak olur gider.


 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI