Bugun...
YÜZBİN KİŞİLİK UYKU TULUMU


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 06-02-2017 00:21
     

Bu ne biçim demokrasi. Bunlar söylemeye, ağızlarında gevelemeye başladığından beri bu kelime midemi bulandırıyor. Bu içinde olduğunuz ve yaşadığınız sisteme nasıl demokrasi diyerek kendinizi kandırıyorsunuz anlamak mümkün değil. Yani sanki kandırılmak hoşuna giden bir toplum olmuşsunuz farkında bile değilsiniz.

         Onlar sizlerin kandırılmaktan hoşlandığınızı, yolsuzluklar, ordunun talan edilmesi, sistemin altına dinamit koyarak deneyerek anladılar. Şimdi de sizleri kandırdıkları konularda yazılı belge ile tasdikinizi istiyorlar. Ama işin komiği sizler onaylasanız da onaylamasınız da yani, “Evet” veya “Hayır” deseniz de onlar bildiklerini okuyacak. Boşunuza enerjinizi akıtıyorsunuz. Özetle bu kafa, demokrasi ve oy kullanma ile sizlere kendi kendinizi yönetme hakkı vermez.

          İşte bu nedenle ne bu tartışmalara katılıyorum, ne de faaliyetlere. Çünkü referandum denilen halk oylaması ülke de bir şey değiştirmeyecek. Bir şeyleri değiştirmek istemediğinizi sizler yıllardır seçimlerdeki oylarınız, onların uygulamalarına tepkiniz, pasifiz edilmiş haliniz, çocuklarınızın eğitimini ve taciz edilmesine, öldürülmesine aldırmamanız bence bunu kanıtladı. Dünya da sizlerin bu hırsızlıklardan, ahlaksızlıklardan hoşlandığınıza inandı. Haksızlar mıydı?

          Yerleştirmek veya yasallaştırmak istediğiniz sistemde her şeyin eksik olduğunu yazmıştım. Birincisi ve en önemlisi adalet veya hukuk sisteminin bağımsızlığı. Önünü sizin davacı olduğunuz veya olacağınız kişiler önünde ilikleyen bir yargıç bağımsız veya tarafsız değildir olamaz da. Bu yüzden hâkimlerin cübbesinde düğme yoktur. Önlerini birilerinin önünde iliklemesinler diye. Ama m sizinkiler çay bile toplamaya gidiyor.

          Mesela ABD’de hukuk sistemi diktatörlüğe soyunan bir başkanla zıtlaştı ve verdiği talimatları iptal etti. Son olarak ta Temyiz mahkemesi aşağı mahkemenin kararını bozmadı tam tersine onayladı. Yani Başkanın kararını veya kararnamesini bozdu. Bu adalet sistemi içinde Başkanın veya siyasilerin atadığı yargıçlar olmasına rağmen oturum vicdanın sesini dinler. Neden mi?

          ABD Başkanlarının yılda bir kez yaptığı ve ABD Kongresi’nin senatör ve milletvekillerinin katıldığı birleşik oturum biliyorum hiçbirinizin dikkatini çekmedi. Bizim yalaka basının da. Tüm kabine ve yüksek düzeyde bürokratlar, generallerin katıldığı bu toplantıya Başkan salona girişte herke ayağa kalkar. Ayağa tek kalmayan sandalyelerinde oturan 9 yargıçtı.

          Bu yargıçlar ömür boyunca hizmet ederler. Kimse onları görevden alamaz. Ancak kendileri emekli olmak isterlerse görevden ayrılırlar. Boşalan yere atamayı doğru, dönemin başkanı atar. Ancak bu atama senato Adalet komisyonunda irdelenir ve genel kurulunda onaylanır. Ben bir kaç kez Kongre’den adaylığı dönen yargıçlarda gördüm. Yani başkanın her gösterdiği adayı Kongre onaylar diye bir kural yok.

          Buradan çıkarılacak sonuçta iki önemli kurum var. Başkan ne derse desin onaylayan değil seçmenin çıkarını düşünen ve başkana değil halka hesap veren bir Meclis ve Senato. (Bizde böyle bir Meclis yok) Bide ise Başkan olacak kişinin seçtiği meclis üyeleri yani milletvekilleri başkanın belirleyeceği hâkimleri onaylayacak. Yani kendin pişir kendin ye hesabı. Dolayısıyla demokratik olması gerek sistemlerin iki ayağı, bağımsız yargı ve yasama bizde yok. Son 15 yıldır da kusura bakmayın olmadı. Sorum şu ne yaptınız muhalefet ne yaptı? Anayasa mahkemesine veya Avrupa Adalet mahkemesine giden ben görmedim siz görmediniz mi?

          Yavru iktidar, koltuk değneği. Cenaze törenlerinde “şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye sloganlar atmalarına rağmen, Cumhuriyetin temeline dinamit koyanlarla birlikte Mustafa Kemal’in cumhuriyetine dinamit koyuyorlar. Bırakın dinamit koymayı, Türk milletini tanımayan, Türk olduğunu söyleyemeyen, Türkleri sağda solda helak eden, arkalarından kurşun atanlarla onlar ortak oldu. PKK’ya küfredenler PKK’ya kucak açanlarla birlik oldu. Ama seçim zamanı mangalda kül bırakmayanlar, iktidarın hırsızlığı için suçlayanlar, artık bu yolsuzlukları hırsızlıkları görmez oldu. Ve hatta son seçimde adamlar gitmesin diye koalisyon kurulmasını bile önledi. Bahane PKK’nın partisi ile işbirliği yapmamak. İyi de şimdi kimlerle iş birliği yapıp kimlerle dans ediyorlar?

          İşte bu yüzden, başkanlık, yarı başkanlık, çeyrek başkanlık, aynı demokrasi gibi yalan. İyi de ben neden bu yalanın bir parçası olayım. Ortada bu kadar ne olduğunu anlamayan kim olduğunu unutan varken bana ne ihtiyaç. Siz Fener-Beşiktaş maçını tartışın. İspanya diktatörü Franco’nun, halkı baskı rejimine karşı nasıl uyuttuğu sorusuna “3 F ile. Fado, futbol, fiesta” diye. Ve hatta bu adamın büyük bir stadyum yaptırırken “bana 100 bin kişilik bir uyku tulumu yapın” dediği bilinir. Nasıl tanıdık ve alışılmış geliyor mu bu sözler. Türkiye’de yapılan uyku tulumları daha büyük. O yüzden, Gidin kendinizi kandırın, sonrada aşiret dedim diye bana kızıp, demokrasinize diktatörlük, gazeteci tutuklamalarınıza özgürlük deyip geceleri rahat rahat uyuyun.

          Gelecek yazımı FETÖ avukatı bir Amerikalının askerler üzerine itirafına bağlayacağım sevgiler.

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI