Reklam
Bugun...
7 Kaygılı Soruya, 7 Samimi Cevap!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 14-02-2017 08:41
     

MHP tabanından çeşitli iletişim vasıtalarına yansıyan referandum kaygısı, genel olarak 7 soruda toplanıyor:

1- Milliyetçiliği ayaklar altına alanlarla neden ve nasıl yan yana geldik?

2- Dün kürsülerden bize hakaret edenleri, nasıl bu kadar kolay affedebildik?

3- Hani başkanlık sistemine karşıydık?

4- Bu sistem değişikliği federasyon ve bölünme getirmez mi?

5- İki partili bir modele gidilirse MHP tasfiye edilmez mi?

6- Bu kadar yetki verilmiş bir adamı nasıl denetleyeceğiz?

7- Yarın yine "çözüm süreci"ne ve Apo'lu özerklik politikalarına dönerlerse ne olacak? 

Bu samimi kaygılar giderilemediği zaman öfkeyle beslenen fitne, kendisine kolayca yol bulmaktadır!

Küçük bir örnek:

Devlet Bey, geçen haftaki grup toplantısında:

"Eğer Doğu Perinçek ve 'hayırcı' yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istisnasız sayın Erdoğan'ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır." diyor… 

Grup toplantı salonundaki dinleyiciler, bu haklı çıkışı, 45 yıllık bir heyecanla alkışlıyor.

Ertesi gün Yeniçağ Gazetesinde bir haber: 

"Bahçeli: 'Erdoğan'ı, 'hayır'cılara tercih ederim!'" 

Metin şöyle devam ediyor: "Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, 'Hayır' diyen Ülkücüleri PKK, HDP, DHKP-C, FETÖ ile aynı kefeye koydu."

İşte bunun adı fitnedir!.. 

Ülkücünün aklını küçümsemektir.

Bu yaklaşım, halka tepeden bakan, CHP'nin "koyuncu" bir taklitçiliğidir.

Devlet Bey'in, Pazar günü Konya'da yaptığı konuşmasındaki:

"Önemle ifade etmeliyim ki, bizim nezdimizde evet diyen, hayır diyen bütün kardeşlerimiz saygıyı hak etmektedir. Biz herkesin kararına hürmetkârız…" sözleri, fitneden ve gerginlikten beslenen bu fikirsizlerin "nedense" hiç dikkatini çekmemiştir! 

Kardeşleri birbirine düşürerek MHP'yi tökezletmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. 

Sözlerini aşağıdaki cümlelerle tamamlayan Devlet Bey'in kaygıları da aynı yöndedir:

"Referandum bahanesiyle kutuplaşmanın şiddetlenmesini doğru bulmuyoruz.

Ancak biz parti olarak evet diyeceğimizi söylüyor, bunu savunuyoruz."

Demek ki "hayır" diyen MHP'lilerin kaygısını iki bölümde toplamak gerekiyor:

a) Vatan - millet kaygısı… 

Bu arkadaşlar, gerilimden beslenen CHP'nin "sistem" yaygarasından etkilenmektedir.

b) Olağanüstü kurultay sürecinin intikamını referandumda alma kaygısı!

Kaybeden MHP olsa bile, Devlet Bey'i referandumda yenme kaygısı…

İhtirasın, fitnenin ve bel altı vuruşların etkili olduğu kaygı grubu bu ikincisidir.

Biz, derdi vatan, kaygısı millet olan kardeşlerimizin reyinin rengi ne olursa olsun gönlünün rahat etmesi için MHP'nin güncel siyasetini dilimiz döndüğünce anlatmaya devam edeceğiz.

Ancak intikam hırsıyla gözü kararmış insanlar için elimizden bir şey geleceğini sanmıyoruz.

İşte o soruların cevapları: 

1- "Milliyetçiliğin ayaklar altına alındığı" dönem, AKP'nin Abant'ta ve Polis Akademisinde pişirilmiş; ümmetçi ve "FETÖ'cü" çözüm sürecini bölgeye tatbik etme zamanıydı.

HDP'nin % 13 oy aldığı 7 Haziran 2015 günü, bu stratejinin çözüm filan getirmediği net bir şekilde anlaşıldı. 24 Temmuz 2015'te uçaklar Kandil'e doğru havalandı. 

FETÖ'nün renk körü ve ılımlı milliyet algısı 15 Temmuz'da tamamen çökmüşken, onun yerini yeni sakat düşüncelerin almasına engel olmak MHP için tarihi bir görevdir. 

2- Seçim meydanları, popülist söylemlerin zaman zaman sertleştiği alanlardır. Demokrasilerde kürsü dokunulmazlığı bu yüzdendir. 

Bizim örfümüzde ise Hz. Ali'nin şahsına yapılan eylemsel bir hakareti (yüze tükürme) Allah, vatan ve millet davası için affetme yüceliği vardır. 

Şahsi hesaplar, devlet, millet, vatan ve cumhuriyet için ahirete kadar ertelenebilir.

3- Bizim karşı olduğumuz "başkanlık sistemi" AKP-CHP-HDP uzlaşmasıyla yürütülen, Apo'lu ve federasyonlu bir "siyasi çözüm" aparatıydı. 

4- Mevcut Anayasa'nın ilk dört maddenin korunduğu MHP'li bir uzlaşıdan federasyon çıkmaz!

5- "İki partili bir modele gidilirse" sözü vehimdir. MHP'yi milletten başka kimse tasfiye edemez! 

Tam tersine Devlet Bahçeli liderliğindeki sağlam bir MHP, içinde FETÖ gezinen bir AKP'ye göre daha güvenilir olduğu için Türk Milletinin birincil siyasi tercihi haline gelebilir. 

Bunu sağlayacak olan, bugün icra edilmekte olan "millete dönük" politikalardır.  

6- Bu kadar fiili yetki kullanan bir adamı, şimdiye kadar nasıl denetlediysek öyle denetleyeceğiz! 

Sayın Erdoğan, zaten bugün de vekilleri seçmekte, hâkimleri atamakta ve yürütmeyi elinde tutmaktadır. Sadece, sorumluluğu başbakan ve bakanlara atarak "karizmasını" korumaktadır. 

Yeni sistem, sorumluluğun resmen kendisinde olduğu milli bir denetim mekanizmasıdır.

7- AKP'nin BOP uğruna, ABD-FETÖ-PKK ekseninde yürütülen gayri milli bir "çözüm süreci"ne geri dönmesi, ancak FETÖ'ye yenilmesiyle mümkün olur. 

MHP'nin hükümete verdiği desteğin sırrı da bu noktada aranmalıdır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI