Bugun...
70 Yıllık Kör Dövüşü ve Bir Umut


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 07-02-2017 08:50
     

Olay analizi yaparken ilk ihtiyaç duyduğumuz materyal "doğru bilgi"dir.

Çözümlemeyi yapan kişiyi amaç ve irade sahibi yapan, onu yüreklendiren bir ideolojik tandansı, bir siyasi hedefi olabilir.  

Ancak objektiflik, samimiyet ve dürüstlük yoksa o analiz "zehirli"dir.

Biz siyasetle meşgul olan, siyasi faaliyetleri olan, siyasi yazılar yazan insanlarız.

Bir ülkümüz var. Bu ülkümüze ulaşmak için önce demokratik yoldan iktidar olmak sonra da Türkiye'yi o şahikaya doğru tırmandırmak amacıyla 1969'da kurulan bir siyasi partinin neferleriyiz. 

MHP'nin kuruluş şartlarını çok partili demokratik hayatın 1946'daki başlama sebeplerinden ve buna bağlı olarak ortaya çılan 27 Mayıs askeri darbesinin yarattığı siyasi ortamdan bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.

Tek parti rejimi, Almanlar Avrupa'yı kasıp kavururkenonlara Krom satmak, 1942'de sermaye sahibi azınlıklara Varlık Vergisi uygulamak ve Nazilerin Yahudi düşmanlığı rüzgârınakapılmak gibi "siyasi günahlara" girmişti.

CHP'nin bir başka günahı da II. Dünya Savaşı'ndan Sovyetler Birliği'nin galip çıkacağı anlaşılınca, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Sovyet dostluğuna geri dönmek için 3 Mayıs 1944'te Türkçülük ve Turancılığı yargılamaktı. 

1945'te savaş bitti ve bir takım mevzuat düzenlemelerinden sonra demokrasiye geçildi.

 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti kuruldu. 

CHP'nin II. Olağanüstü Kurultayı 10 Mayıs 1946'da toplandı.

Parti programındaki "sınıf fikirlerini yayma ve sınıf mücadelesi uyandırma maksadıyla cemiyet kurulamayacağını" öngören22. Maddenin iptaliyle CHP'nin 6 Ok'taki Milliyetçilikten, Sosyalist Enternasyonal ilkelerine doğru giden yolculuğu da böylece başlamışoldu.

Bugünün Kemalistlerindeki Sovyetler Birliği sevgisinin de o yıllarda başladığını söyleyebiliriz. 

Çünkü tek parti CHP'si açısından SSCB rejimi, Stalin zamanında 23 Milyon insanın hayatına mal olan otoriter tutumlarla "karşı devrim" ve "irtica" tehlikesinin önünü alabilmiş; başarılı bir "devrimci model"di.

Türkiye'de"tek parti"den ne anlamamız gerektiğini, 27 Mayıs 1960'ı, Başbuğ'un Hindistan sürgününü, Menderes'in idamını, MHP'nin ortaya çıkış sebeplerini, Sağ-Sol kavgası denilen olayları, 12 Eylül'ü, Mamak zindanını, Ergenekon'u FETÖ kumpasını, CHP'nin duruşunu, ordudaki Perinçek kliğinin rövanş çabalarını, 15 Temmuz'u ve ardından yaşananları bu tarihi arka planı bilmeden anlayamayız.

Dikkat etmemiz gereken bir başka husus da: MHP'nin tarihi arka planındaki "Millet Partisi"nin Mareşal Fevzi Çakmak ve arkadaşlarının "DP muhalefetini yetersiz bulması" nedeniyle ortaya çıkmış olmasıdır.

Yani MHP, en başından beri "Küçük Amerika"cı DP'den de"Sovyetleşme" yoluna girmiş CHP'den de farklı ve % 100 milliolan bir "üçüncü yol" hareketi olarak ortaya çıkmıştır. 

Demokrat Parti'nin 1950'de Kore Savaşı ve 1952'de NATO üyeliğiyle başlayan "Küçük Amerika" yolculuğu, CHP'yi "Sol"a doğru savurmuş, bazı gençlik örgütlerini Komünizme ve SSCB'ye yaklaştırmıştır.

ABD'ye ve Menderes'e karşı olmanın haklılığını-haksızlığını tartışmak gereksiz; ancak Türk demokrasisine yapılan ilk balans ayarı olan 27 Mayıs 1960 darbesi, ilk on yılında Dev-Genç ve THKO'yu, ikinci on yılında da ayrı ayrı kullanılmaya elverişli 40 ayrı fraksiyonla aynı anda PKK'yı ortaya çıkarmıştır. 

Bu gelişmeleri, CHP'nin 1946'daki olağanüstü kurultay kararlarından bağımsız değerlendirmek hata olur.

Düz mantıklı hedef, "sağ"ın parlamento üstünlüğünü "sol"un sokak üstünlüğüyle dengelemekti.Olmazsa, son çözüm "BAAS tipi bir devrimle" iktidara gelmek olacaktı. 

Sağa karşı üç seçim kaybetmiş olan "derin"lerin 27 Mayıs'taki hedefi buydu.

Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş, işte bu oyunu fark ederek "sokağı" Sol'a teslim etmemiş, Ülkücü hareketi, bir "demokrasi timi" gibi organize etmiş ve darbecilerin etnik azınlıklarla desteklenen "BAAS devrimi" arayışını boşa çıkarmıştır.

Bu yüzden 15 Temmuz'da MHP Genel Merkezinin Sayın Devlet Bahçeli'yle aldığı siyasi pozisyon doğrudur; siyasi mirasa ve tarihi misyona uygundur. 

Dünün Akis mecmuası ve Cumhuriyet Gazetesi konumundaki Halk TV, Ulusal Kanal gibi ortamlarda boy gösteren bir MHP'li, eğer yolunu değiştirmediyse bana göre bu mazi bilincinden yoksundur.

CHP'nin Atatürkçülüğü samimiyetsiz, Milliyetçiliği sahte, Cumhuriyetçiliği sebatsız, Laikliği sorunludur. 

CHP, 1946'dan sonra Atatürk'ün milli yolundan uzaklaşmış; yeni sol ve sosyalist çizgisini "Atatürkçülük"lekamufle etmeye çalışmıştır.

Atatürk'ün bu kirli iktidar siyasetine alet edilmesi, Atatürk'le temsil edilen değerlerle savaşan Cemaatleri ve Refah Partisi'ni yükseltmiş; AKP'yi iktidar yapmıştır. 

Türkiye artık 70 yıllık bu kör dövüşünden kurtulmalıdır.

Gündemdeki Anayasa değişikliği yani "Yürütme sorumluluğunun doğrudan Millete verilmesi" bu yöndeki umutları artırmaktadır. 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI