Bugun...
Bu Araba Ulus'tanGeçer mi?


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-01-2017 08:30
     

Avrupa'da "mülkiyet hakkı"nın soyluların tekelinden alınarak tabana yayılması, 1789 Fransız İhtilalinden sonradır.

Zaten ayaklanmalar, ihtilaller, sınıf çatışmaları ve modern demokrasi de bu mülkiyet meselesinden çıkmıştır.

Avrupa'da Coğrafi Keşiflerle Altın miktarı yüz yılda 35 kat, gümüş ise 200 kat artmıştır.

Bu ticari hareketlilik, Marksistlerin "kent-soylu" dedikleri burjuva sınıfını ortayaçıkarmıştır. 

Bu tüccar ve zenaatkarlar, sermayeleri büyüdüğü halde mülkiyet hakları olmadığı için, gizli Mason örgütleri kurarak soylu-ruhban hegemonyasına karşı ayaklanmışlardır. 

Fransız İhtilali'ndeki "Eşitlik, Adalet, Hürriyet, Kardeşlik ve Laiklik" işte bunlardan pek hoşlanmayan Krala ve senyörlerine ve kiliseye karşı türetilmiş Burjuva sloganlarıdır.

1700'lerde bizde böyle bir burjuva sınıfı yoktur. 

Zaten sonradan çıkma ayanlar dışında herhangi bir eşitsizliğe yol açan soylular sınıfı da yoktur.

Ama alt sınıf statüsünde etnik gruplar yani "siyasallaşmamış uluslar" vardır.

"Üst sınıf" olarak ise Avrupa'daki şövalyelerinrolünü üstlenen "Tımarlısipahi" statüsündeki Müslüman Türkler vardır.

Alevilerin İstanbul'a küskün olduğu "Halifeli" Osmanlı asırları (1517-1922) Sünni Müslümanlarınkendini "majör unsur" hissettiği yıllardır.

Yani Paris'tenİstanbul'a "eşitlik" diye bir slogan geldiğinde heyecanlananlar, toplumun % 70'ini oluşturan ve % 10 aşar vergisi ödeyen Sünni Müslümanlar olmamıştır.

Yüzde 12 Haraç veayrıca cizye ödeyen Hıristiyanlar olmuştur.

İlk büyük heyecan 1804 "Sırp İsyanı"dır!.."Hürriyet"in ilk yeşerdiği yerler, Mora, Girit ve Balkan dağlarıdır."Adalet" diye ayaklananlar, Bulgarlardır.

Çünkü "Kardeşlik" ilkesi, yüzyıllardır, Grek ve Ermenikiliselerindeyaşamaktadır.

Avrupa'da bu dört prensip, sınıflar arasındaki hukuksal farklılıkları kaldırarak; onların yerini "ulusların" almasını sağlamıştır.

Milliyetçilik,Ulusal Egemenlik, Ulusal Bağımsızlık, milli devletler, milli bayraklar, milli takımlar böyle doğmuştur.

Türkiye'de sınıfsal feodalite olmadığı, onun yerine "dinsel kayırma" diyebileceğimiz bir şeriat düzeni olduğu için ve bu düzen, % 70'lik Sünni majoriteyehoş geldiği için Türk halkının çoğunluğunda, bir alt sınıf psikolojisi ve bundan kaynaklanan bir demokrasi bilinci oluşmamıştır.

Türk demokrasisi bu yüzden Fransız İhtilali'nin etkisindeki İttihat ve Terakki tarafından Sultan Abdülhamid karşıtlığı olarakalgılanmıştır.

Amaç "Hürriyet" getirecek olan Kanun-u Esasi'yi yeniden yürürlüğe koymaktır.

Ancak savaştan sonraSünni Halifelik gidip de yerine"eşitlik ve adaletin" bir sonucu olarak Laik Cumhuriyet gelince Sünni çoğunluk, kendini devrilmiş, dışlanmış ve hatta kandırılmış hissetmiştir.

İnkılap kadroları, medeni kalkınmanın ve demokrasinin gereğini yapmaktadır;ama bazen de her inkılap gibi biraz aşırıya kaçmaktadır.

İşteSünni çoğunluğun "Ezan, Kuran…" gibi sıkıntılarına kulak veren Demokrat Parti'nin, 1950'de 408 sandalyeyle, karşı devrim gibi iktidara gelmesinin sebebi budur.

Türk siyaseti, bu farklı tarihi altyapıdan dolayı, sınıflar arasında veya ideolojik guplar arasında değil, dini ekoller yani "mezhepler" arasında sıkışıp kalmıştır.

Dini siyasete alet edenpartilerin sandıkavantajı, bundan kaynaklanmaktadır.

Darbelerin sebebi de budur.

Temiz, ilkeli ve tavizsiz Milliyetçiliğin iktidar yolunutıkayan da yine demokrasi tarihimizdeki bu çarpıklıktır.

FETÖ'nün kendisine dünyanın öbür ucunda kullanılacak elemanları bu kadar rahat bulmasının sebebi de budur.

FETÖ'nün AKP iktidarında yaptığı Ergenekon-Balyoz kumpasındaki paralel tavır, sadece bir Amerikan hizmeti değil, aynı zamanda bir mezhepsel dayanışmadır.

AKP "FETÖ'nün siyasi ayağı" meselesinin üzerinde bu yüzden durmamıştır.

"Paralel kazanımları" kâr saymıştır!

CHP Parti Meclisi'nin, 60'da 42'sinin Alevi olmasının sebepleri de başka yerde aranmamalıdır.

Kumpaslarla uzayan AKP iktidarı, Alevilerin beka kaygılarını artmıştır. 

Buna rağmen CHP, FETÖ'yle mücadelede ve AKP'nin kitlesel Milliyetçiliğe doğru çekilme siyasetinde kendisinden beklenen pozisyonu hala alamamıştır. 

Çünkü CHP de, AKP gibi mezhepçilikten nemalanmaktadır. 

Hem Alevi'yi hem Sünni'yi "Türk ve kardeş" gören Milliyetçilerin, bu tıkanıklığı aşmak ve komşu ülkelerdeki iç savaşlardan gelen tahribatı önlemek için radikal kararlar alması ve uygulaması, tarihi bir zorunluluktur.

Milli bir devlette yaşadığımıza göre "Türk Milleti"ne baş olmanın şartı, mezhep siyaseti yapmak değil"Türk Milliyetçisi" olmaktır.

Eğer milletçe huzur içinde yaşamayı gerçekten istiyorsak… 

İnsanlar, artık medeniyette,modern demokraside hiçbir karşılığı olmayan mezhep gettolarından çıkmalı ve gelen ilk siyasi araca el kaldırıp…

"Bu araba Ulus'tangeçer mi?.."

Diye sormalıdır!

___________________________

 

(*)"Ulus" kelimesi, "millet" anlamında Milliyetçiliğin sosyolojik zemini olarak kullanılmıştır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI