Bugun...
Denizin Ortasına Uçan Kargalar!..


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-03-2017 08:55
     

Kargalar belki üzülecek; ama Avrupa, bir özgürlükler ülkesi olduğu kadar aslında bir "köleler ülkesi"dir. 

Azat edilmiş, fermanlarla, devrimlerle, yasalarla, toplumsal beratlarla özgürlüğünü kazanmış kölelerin ülkesi…

Yüzde 85'inin dedesinin sırtında, senyörlerin kırbaç izi vardır. Agresif çalışmayı öyle sevmiştir bunlar…

Onlarla bu yüzden meşrebimiz uymaz… Lort kırbacından gelen bir ahlakları olmakla birlikte resmen "kaypak"tırlar.

Kırmızı ışıkta geçmezler, vergi kaçırmazlar, yere tükürmezler, otomat filan kanırtmazlar; çünkü devlet onların yeni "Tanrı"sı, kanunlar da "Tanrı'nın buyrukları"dır!

"Tanrılaşmış Lord"un "stadt"ından Tanrı'nın "state"ine geçmişlerdir... 

Biz onları ahlaklı, dürüst insanlar zanneder, hayranlık besleriz. 

Oysa onlar sadece "köle ahlaklı korkaklar"dır!..

Lort kırbacının yerini alan yargı kılıcından korkarlar!

Siyasi dostluklarına da asla güven olmaz. Kendi aralarında noel kutlarken bile iki kere savaşmış, dünyayı kana bulamışlardır.

Bir kere bunlar hırsızların torunlarıdır!

Dünyayı soymuş, Altın'la gümüşü Avrupa'ya taşımışlardır.

Mitolojiden en çok hırsızlar, yalancılar, dilenciler ve diplomatlar tanrısı olan "Mercür"ü severler. Bütün hırsızlar gibi hızlı ve dakiktirler.

Cihatçı derecesinde "mercantilist"tirler. Altın farz, gümüş sünnettir onlara…

Mücevhere taparlar!..

Zalim ve barbardırlar. Afrika'ylaHindistan'ı açlığa, Latin Amerika'yla Ortadoğu'yudiktatörlüğe mahkûm edenler onlardır.

İşlerini iyi yapmaları, bir beşeri üstünlük, bir ırki haslet, bir ilahi kısmet değildir.

Roma topraklarını işgal eden zalim barbarların bin beş yüz yıllık çırpınışıdır. 

Suyu bunca yıl taşa vursanız, o da bir mühendislik harikası olur!

Bu köle torunları,Ferrari'ye binmeyi, biraz Atilla'ya, biraz da Tarık Bin Ziyad'a borçludur.

Avrupa Medeniyeti aslında Hunlar tarafından sürülerek,ıssızda yaşamaya mahkûm edilmiş Germenlerle, Araplar tarafından senyörlere sığınmaya zorlanmış Latinlerin, güneşe, sıcağa ve berekete kavuşma çabasıdır.

Yüzyıllarca, iki boruyla hayata tutunan, İpek ve Baharat yollarından beslenen Europa'nın çocukları, vebaya çare bularak çoğalıp da bu sefer de aç kalınca Hindistan'a sarkmanın adı "Coğrafi Keşif" olmuştur.

Soygunun yüzüncü yılında Avrupa'da altın miktarı 35 katına, gümüş 200 katınaçıkmıştır.

Ferrari'nin, Mercedes'in,Citroen'in, Rover'ın sırrı bu talanda saklıdır.

İslam dünyasında Allah'ın emri, peygamberin kavliyle yapılmış ne kadar keşif varsa İtalyan limanları üzerinden telif hakkı ödenmeden çalınmış; butarihiintihalin adı da "Rönesans" olmuştur.

Almanlar,Bavyera'daki ekilebilir arazinin üçte ikisinin Latin Papazlar tarafından Vatikan'a teberru edilmesine itiraz edince Protestanlığı doğuran "Reform" ortaya çıkmıştır.

O yıllarda Luther'in sloganı: "Almanya'da Türk idaresi istiyorum"dur.

Avrupa'nın yüzde beşi malikâne sahibi soyludur. Bunlar da mavi kanlı değildir hoş…

Roma'yı istila eden aşiret reislerinin torunlarıdır. 

Yeri yurdu, anası babası, soyu sopu belli olma ayrıcalığı, onları diğerlerinden biraz daha vasıflı kılmıştır.

İşte bu vasıf, zaman içinde parayı bulan burjuvalar ve masonlar vasıtasıyla tabana doğru yayılmış;böylece "Kapitalizm" ortaya çıkmıştır. 

Hızlı ve ucuz soygun rekabeti, makineler çağını başlamış; bunun da adı: "Sanayi Devrimi" olmuştur.

Böylece barbarların torunları hammadde kaynaklarını ve pazarları kapışmaya başlamıştır. 

"Emperyalizm"ve "Dünya Savaşları" buradan çıkmıştır.

Fabrikalardaki iş gücü ihtiyacı, köleleri şehre taşımış; kentleşme hızlanmış, sınıflar arası mücadele kızışmış, evrimler, devrimlerikovalamıştır. 

Buradan da "Demokrasi" ve kent hayatının dirliği düzeni çıkmıştır.

Adına "Medeniyet" dedikleri tek dişi kalmış canavarın kısa hikâyesi budur.

Hollanda, bağımsız olmadan önce Katolik İspanyollara vergi ödeyen küçük bir dukalıktı. 

İstanbul'a elçiler gönderdiler, gemilerine Üç Hilalli Osmanlı sancağı çektiler. 

Üzerinde "Papa taraftarı olmaktansa Türk olmak" yazan hilal kolye yaptırdılar.

Hollanda Protestanları, boyunlarına bu kolyeyi taktılar.

Bir rivayete göre de Türk Sultanından 40 askerlik bir destekle birlikte bol miktarda Yeniçeri kıyafeti aldılar.

Kendi askerlerine bunları giydirip, ön saflara da Türkleri yerleştirip, iskelelerden İspanyol donanmasına meydan okudular.

Onları:"Türklerin karadanRotterdam'a kadar geldiğine" inandırdılar.

Hollandalılar 1600'lü yılların başında böyle bağımsızlık kazandılar.

Akşamdan beri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Kaya'nın Hollanda polisitarafındanRotterdam'dan zorla sınır dışı edilişini takip ediyorum.

Bu canavarların,fırsat buldukça bizi dişlemesine şaşırmıyorum.

Hani milletçe yaralıyız da... Terimiz birbirimize ilaç ya!..

Ben "denizin ortasına doğru uçan kargalara" bakıyorum!

Üzerine tüneyecekleri bir donanma filan da yok!..

Üzülüyorum!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI