Bugun...
Dostluğu da Düşmanlığı da Unutmayız!..


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 08-02-2017 08:59
     

Geçenlerde bizim "fitne itlaf ekibi" bir iş kazası yaşadı. 

Daha doğrusu "kinaye" mi dersiniz, "hiciv" mi, yoksa "ironi" mi dersiniz… 

Bir tür edebiyat kazası…

Bugünlerde fitne seansları o kadar gürültülü cereyan ediyor ki; "yine bir fitnebazın son çığlığıdır" diye düşünüp, pek o tarafa bakmamıştım. 

Olay, yine şu meşhur "kaseti varmış" fitnesinden patlamış!.. 

İşin içinde Aydınlık fitne ekibinden Sabahattin Önkibar, Dostlar tiyatrosundan Genco Erkal ve maalesef Oda TV'den Müyesser hanım var. 

Önkibar'ın derdi malum; ama belli ki sonrakiler, koroya gaflet eseri katılmışlar!

Yoksa Nihat Genç gibi "uyanık" geçinen bir vatanseverin "o bizim kahramanımız, çiçeğimiz" dediği, bizim de çilesine saygı duyduğumuz bir hanım yazarın, firari FETÖ'cü Ergun Babahan yönetimindeki kumpas korosuna katılması, akla mantığa uygun değildir. 

Evet, bu kaset lafını ilk ortaya atan kişi, FETÖ'nün kiralık kalemi, belki de Amerikan ajanı Ergun Babahan'dır!

Gündemin ara gazıyla Devlet Bey'e bir bel altı vuruşu yapayım derken fitneyi son uyandıran kişi de ne yazık ki o "iş kazası"nın muhatabı olan Müyesser Yıldız'dır:

"Kimi, 'kasedi var' diyor. MHP'ye düzenlenen kaset operasyonunda Bahçeli de hedefti. Ama genel başkan yardımcıları istifa ettikten sonra 'son kaset' yayınlanmadı. Sahi o kaset neydi ve nerede?"

"Kimisi" değil bacım!.. Bunu, FETÖ'nün "özürlü" tetikçisi Ergun Babahan diyor. Hem de o kurnazlığı, 26 Mayıs 2011'de yani kaset kumpası devam ederken yapıyor.

Öyle bir kaset de yok ayrıca… Sen de pek ala biliyorsun!.. 

Olsaydı "Olağanüstü Kurultay" zamanı MHP, kırk çeşit TV kanalıyla dört bir yandan kuşatılmışken çoktan ortaya çıkmış olurdu. 

FETÖ'yle mücadele, "temiz adam" mücadelesidir. Devlet Bey'in "gazi derviş" şahsiyeti de bizim disiplini muhafazadaki inadımızın mihveridir.

Bu mücadelede adamın biraz üzerine gidilince "sen de benden 250 bin peşin istedin" denilememelidir. 

Yani gazete cismen kâğıttır; katlanır bükülür de gazeteci paçavraya çevrilmemelidir.

Biz onun için Ortadoğu'da yazarız. Çünkü patronumuz "Vicdan Hanım" yayın yönetmenimiz "Merhamet Bey"dir!..

Muhasebe işlerine de kırk yıllık evladımız "Gönül" bakar.

Hiç şaşırmayın!.. Net bilgidir: "Devlet Bey tek kelimemize bile müdahale etmez" bizim...

Şimdi… 

Olmayan bir kaset üzerinden insanları infaz etmeye çalışan haysiyet cellatları var.

Biz de mecburen onlara laf yetiştiriyoruz.

Kronolojik olarak bunların başındaki isim, 15 Temmuz'dan sonra yurtdışına kaçan FETÖ'nün lümpen solcusu Ergün Babahan… 

O zamanlar "Fethullahçı"dan çok kolejli izlenimi veren Babahan, Star'daki 26 Mayıs 2011 tarihli yazısında, yani MHP'ye yönelik kumpas devam ederken Devlet Bey'e yönelik imalı ithamlarda bulunmuş; kasetçilerin MHP Başkanlık Divanında açtığı yarayı kanatmaya çalışmıştı. 

Star Gazetesinde uç veren bu ahlaksız kumpas üzerine Ülkücü gençler de gazeteyi basmış, camı çerçeveyi dağıtmıştı.

O günlerde MHP'nin yeminli muhalifi Yeniçağ'dan kovulmuş ve kendine ballı bir tetikçilik işi arayan Önkibar, Babahan'dan aldığı "yalan haber"e bir de "yalan şahit" katarak şunları yazmıştı:

"Hüseyin Gülerce'nin Bahçeli'nin böyle bir kasetinden üstelik duyarak değil görerek bahsetmesi ilginç değil midir? Keza Ergun Babahan'ın satırları ortadadır!"

Önkibar'ın ikisi de Fethullahçı olan iki zorlama "kaynağı" vardı. 

Bir kere Babahan, doğrudan yalancıydı ve kumpasın parçasıydı. 

Gülerce'nin tanıklığı ise Önkibar'ın yalanıydı,

Hüseyin Gülerce, bu iddiayı "epeyce" gecikerek de olsa Twitter hesabından net bir şekilde yalanladı. Hatta Önkibar'ı sert ifadelerle yalanını ispata davet ederek fırçaladı:

"Bugün bir arkadaş sordu. 'Hayır, hiçbir yerde söylemedim çünkü öyle bir kaset seyretmedim' dedim. Meğerse Önkibar yazmış…

Sabahattin Önkibar, fitne kaynağı yalanını ispat etmek zorundadır. Değilse yalancı ve müfteri damgası yemekten kurtulamaz." 

Tabii ki Önkibar'dan insana mahsus bir ses çıkmadı.

Tezgâhın başındaki Ergun Babahan da bu dere sazanlarını bir süre seyredip; kıs kıs güldükten sonra 15 Temmuz Darbesini takip eden günlerde Türkiye'den kaçtı.

Bizim insanlara peşin bir sevgimiz vardır, fitne ateşi yandığı yerde, zamanla kendiliğinden söner sanırız. Bu yüzden de bu tür konulara fazla takılmayız. 

Türkiye'nin en saygıdeğer devlet adamını bu zırvalarla üzmekten çekinir, bu konularda kalem oynatmayız. 

Ancak "kendinize olsa ne yapardınız" kabilinden bir ironiyi bahane ederek; Yıldıray kardeşimize köpekler gibi saldırdınız! 

İlk cazip fırsatta insanlıktan çıktınız!.. 

Korkmayın, biz: "OdaTV'den İkinci El FETÖ Kumpası!.." diye manşet atmayız!

Kendisi satılık olsa bile, biz kimseyi düzene satmayız! 

Dostluğu da düşmanlığı da unutmayız! 

Şu kahpe ortamların bu "yiğit çocukları" size ne kadar zaman ayırır bilmem; ama…

Artık dostumuz değil, düşmanımızsınız!..



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI