Bugun...
Düşmanlıkla - Pişmanlık Arasında…


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 12-08-2017 10:01
     

Başlığı "Ülkücü Harekette Birey Modası" diye de atabilirdim. Ama dost var düşman var!..

Hareketin sorunlarını tartışma mecburiyetimiz olsa da bunu umuma açık ortamlarda en azından başlık seviyesinde yapmayı doğru bulmuyorum. 

Ülkücüleri doktrine eden 9 Işığın 5. Maddesi "Toplumculuk" olduğuna göre, bu "şöhretli bireylerin isyanı"na epeydir kafa yoruyorum.

Hatta bu başlığın altında, şu: "Filanca abi de muhalif olmuş" meselesinin üzerinde biraz durmak istiyorum. 

Abi kim, başkan kim, veli kim, mürşit kim, şöyle bir bakıyorum.

Kimse kusura bakmasın, ben bir iki istisna dışında, son otuz yıldır öyle nefisten azade, hayırlı bir ağabey göremiyorum. 

Birkaç taş medreseli hariç, nefsini aşıp da kardeşinin elinden tutanına, alnından öpenine pek rastlayamıyorum.

Sanki münevverler sıra sıra meydana çıkmış, Nihal Atsız'lar, Peyami Safa'lar, Dündar Taşer'ler, Galip Erdem'ler, Necdet Sevinçler divana durmuşlar!..

Sanki doğunun, batının, kuzeyin ve güneyin başbuğları allame-i cihan olmuş; her zamanki gibi sefer nevbeti çalıp, dört bir yana zafernâme yazmışlar! 

Yok böyle bir durum!..

Türk Milliyetçiliği, ideolojik tekâmülden sonra siyasi doktrin aşamasına geçtiği ve 48 yıldır Ülkücü doktrinle teşkilatlanmış olduğu halde bazılarımodaya uyup; sıfırdan kitle partisine yazılıyorlar.

Durum bundan ibaret aslında… 

Bir hanımefendinin, "var sayılan kitlesel cazibesi" üzerine siyasi strateji geliştirmenin başka bir açıklaması var mıdır?..

Ardından "ben de gittim" veya "bak şu da geldi" diye, camiada az çok şöhreti olan "birey"ler üzerinden taban kayması yaratmaya çalışmanın da başka bir mantığı olamaz. 

Henüz, cebinde 35 kuruşla toprağa düşmüş şehitlerine olan vefa borcunu ödeyememiş bir camianın, hareketin içinde ihya olmuş, şöhret bulmuş bireylere tevdi edeceği 5 kuruşu bile yoktur.

Ülkücünün Ülkücüye olan saygısı ve ödeyecek olduğu vefa borcu, Ülkücünün teşkilatına olan bağlılığıyladoğru orantılıdır. 

Şahsi dostluklara, Ülküdaşlık hukukundan, yol arkadaşlığından kaynaklanan bireysel hatır, gönül tasarruflarına kimsenin diyeceği bir şey yoktur. 

Ancak nasıl bakkal dükkânında bile: "İş başka, arkadaşlık başka"ysa, teşkilatın menfaatleri de bireysel duygulara daima galebe çalmlıdır.

"Geldik gidiyoruz, Bir iktidar göremedik; onun için isyandayız!.." 

Kim geldi gidiyor? 

"Ben!.."

Biz öldük mü?

Fikirlerimiz yaşıyorsa, teşkilatımız ayaktaysa, doktrin sapasağlam orada duruyorsa, Ocaklar tütüyorsa, insanlar Ülkücü kimliği alnından öpüyorsa, "ben"im ölüp gitmemin bir ehemmiyeti var mı?

Keşke hepimiz hayattayken Ülkülerimize ulaşabilseydik. Çok başarılı ve hızlı olduğumuzu söylemiyorum. 

Ama bir seçimin sonucuna bakarak, teşkilatı satıp savmanın,Ülkücülükle bir ilgisi olmadığını dabiliyorum.

Bu özgürlükçülük, bireycilik, entel bağımsızlığı filan Ülkücülükte yeri olmayan davranışlardır. 

Kimse kusura bakmasın, benim bugüne kadar saygı duyduğum Ülküdaşlar, çift ters burgulu parende atarken, havada 9 Işığı ezbere sayan abiler değildir.

Benim, "işte Ülkücü budur" dediğim Ülküdaşlar, gövdesine 9 yerinden elektrik verilirken, kafası 9 noktadan delinirken, gövdesi 9 parçaya bölünürken, Onuncu bir ışığın varlığını kabul etmeyenarkadaşlardır. 

Bizim elini öpeceğimiz Ülkücüler, teşkilatının emrinde, davası için ölmeyi göze alanlardır.

Geriye kalanın,abisine-reisine, başkanına-feriştahına, allame-i cihan olsa karnımız toktur!..

Hele hele şişirilmiş gövdeleriyle hareketin önünü tıkayanşöhretlere, kalbimizde bir oturumluk yer bile yoktur. 

Son yedi yıldır, bir Ülkücünün yüreğini az da olsa kıpırdatan yazılar yazıyoruz.

Çeşitli projelerin içinde veya yanında bulunuyoruz.

Nerede ne kadar Ülkücü var biliyoruz. 

Kestirmeden gideyim:

Liderden daha iyisini tanımıyoruz.

Kendisine Ülkücü bir faaliyetle, davaya yararlı bir projeyle gidildiği zaman gözleri bu kadar umut ve sevinçle parlayan başka bir Ülkücü göremiyoruz. 

Devlet Bey'in dürüstkişiliğinin, onunla çalışanteşkilat yöneticilerine, "merkez bankasının" güven mektubundan daha sağlam bir referans olduğunun dafarkındayız.

Bireycilik modasına kapılarak, lidersiz ve teşkilatsız da bir şeyler yapabileceğini zanneden arkadaşlara bir çift sözümüz var şimdi...

Evet, bütün Ülkücüler münferiden de değerli bir insanlardır. AmaÜlkücü hareket, teşkilatla yol alır. 

O teşkilatın adı da Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarıdır.

"Bireysel Ülkücülük, bağımsız Ülkücülük, demokrat Ülkücülük…"diye makbul bir meziyet yoktur.

Kendi teşkilatının emrinden çıkarak, meziyetlerini başka bir teşkilatınhizmetine sunanlar, camiaya zarar veren mankurtlardır.

Toplumculukla doktrine edilmiş Ülkücü yüreklerde "bireycilik" modası tutmamıştır.

Olağanüstü kurultayın isyanbayrağı bugünlerde "düşmanlıkla - pişmanlık" arasında bir yerlerde, tereddüt rüzgârıyla dalgalanmaktadır!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI