Bugun...
Fitne Yalanları ve Gerçekler!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 18-02-2017 09:00
     

İki gündür ilk elden, kendi tanıklığım çerçevesinde özetlediğim olayların bir de "tetkik eserler" yani araştırmalar kısmı var.

Hem anlattıklarımı sübuta erdirmek, hem de 12 Eylül sonrasında yaşadığımız sıkıntıları anlamak açısından bugün de köşemi bunlara tahsis etmek istiyorum. 

Bu olayların yaşayan bir şahidi de son Ülkü-Köy Genel Başkanı Bahattin Ergezer'dir. Hatta o günlerde kendisi de saldırıya uğramıştır.

Ben Bahattin Ağabeyi ilk kez Ankara'dan Kırşehir'e getirilen bir şehit cenazesinde tanımıştım. 

1977 yılı kışıydı, şehidimiz Şerafettin Şahin'i uğurlayacaktık. 

Gece beklediğimiz cenaze öğleye doğru geldiği için o gün kızıl bölgeyi "intikam" sloganlarıyla üç kez geçmiş; Ankara ekibiyle birlikte Mucur'a doğru yola çıkmıştık. 

Cenaze köyden kalkacaktı. 

Başımızda da Ülkü-Köy Genel Başkanı Bahattin Ergezer vardı. 

İşin ilginç tarafı köy, Ergezer'in kendi köyüydü!

Köye gittiğimizde olay daha da ilginç bir hal almıştı. 

Bahattin abi, akıncı karası gözlerini köylülere dikmiş; elindeki megafonla: "Onu siz öldürdünüz!" diye bağırıyordu.

Biz daha 16 yaşındaydık, çocuk sayılırdık. Sitem ve azarlanma kaygısıyla gittiğimiz köyün buzlu deresinden topluca abdest alırken öyle bir disiplin içindeydik ki; bu ağır itham karşısında köylülerden tek bir aykırı ses bile çıkmamıştı.

Köy, son seçimde oyunu CHP'ye vermişti. Acıyı bastıran mahcubiyetin sebebi buydu.

İşte o Bahattin Ergezer de dün anlattığımız, 1985'teki bu sınırsız hoyratlıktan nasibini alanlar arasındaydı.

Bizi üç gündür yazmaya sevk eden konu, seneler sonra ilk defa MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin "Bin Bozkurt'umla Taksim'e gelirim" sözünden sonra yandaş medyada yapılan haberlerle gündeme geldi.

29 Nisan 2011 tarihli Star Gazetesi'nde, Devlet Bahçeli'nin 1985'te nasıl saldırıya uğradığı "biz yaptık" diyenlerin ağzından yalan yanlış anlatılıyordu. 

Allah'tan olay, dönemin mağdur tanıklarından Ergezer'e de sorulmuştu.

O da kendisine özgü bir samimiyetle anlatmıştı:

"Muharrem Şemsek ve arkadaşları farklı yollardan Türkeş'e ulaşıp 'partileşelim' diyordu. Ancak Bahçeli ve benim de aralarında olduğumuz grup 'Cezaevindeki arkadaşlarımız da çıksın sağlıklı bir şekilde partileşelim' istiyorduk. 

O yüzden Şemsek'e karşı çıktık. Onlar bizi dışlayarak bu işe soyundular. 

Bir akşam evime giderken 15-20 kişi bana saldırarak vurmaya başladılar. 

O saldırıda kafam yarıldı. Benden birkaç gün sonra da partileşmeye karşı olduğu gerekçesiyle Bahçeli'ye saldırı oldu. 

Emin Pazarcı'nın 7 Ağustos 2004 tarihinde Haber7.com'da yayınlanan yazısında anlatıldığına göre Bahattin Ergezer; Başbuğ 12 Eylül'de tutuklandıktan sonra -telefonun ucundaki "neyi oluyorsunuz?" diyen askere "oğluyum" diyerek- ulaşan ilk Ülkücüydü. 

Dışarıdaki Ülkücüler, dost ve düşman tefriki yapamayan "12 Eylül yönetimine destek verilmeyeceği" mesajını, O'nun aracılığıyla almışlardı. 

Pazarcı, yazısında bizim dünkü yazımızda bahsettiğimiz "Mayaş"ın kuruluşunu da şöyle anlatıyor:

"Almanya'dan dönene kadar Başbuğ'la görüşmelerini sürdüren Bahattin Ergezer döndükten sonra, Kızılay'daki Ziraat Mühendisleri Birliği'nde bir araya gelen Ali Güngör, Devlet Bahçeli, Selahattin Baysal, Ahmet Hamdi Ayan grubuna katıldı. 

Yapılan toplantıların sonunda dörtlü bir planın uygulanmasına karar verildi:

1) 12 Eylül yönetimine karşı direnilecekti.

2) İç bünyede dayanışma sağlanacak, dağılma önlenecekti.

3) Parasal ve hukuki çalışmalar yapılacaktı.

4) Anadolu, yeniden teşkilatlandırılacaktı.

Önce, basın yayınla irtibat için Mayaş işminde bir şirket kuruldu. Başına İsmet Büyükataman getirildi." 

Mayaş'la ilgili daha ansiklopedik bir bilgiye de muhalif yazar Arslan Tekin'in, rahmetli Ali Güngör'ün vefatını takip eden günlerde kaleme aldığı 23 Ekim 2014 tarihli yazısında rastlıyoruz:

"12 Eylül 1980 Darbesi'nin hemen ardından Devlet Bahçeli, Bahattin Ergezer, İsmet Büyükataman, Yılmaz Saka ve daha birçok arkadaşıyla MAYAŞ'ı kurdu... 

MAYAŞ bir şirket. Maksat Ülkücü Hareket'i diri tutmak... 

Hapistekilere, ailelerine yardım ediliyor, kısa aralıklarla Sözcü, Hizmet, Hamle, Töre dergileri çıkarılıyordu. 

Maddî güç tükenince, MAYAŞ'ın faaliyeti de bitti. Ardından Milliyetçi Çalışma Partisi dönemi... 

Devlet Bahçeli Genel Sekreter, Ali Güngör Genel Başkan Yardımcısı, Bahattin Ergezer Genel Sekreter Yardımcısı oldu."

Şimdi…

Biz üç gündür, işte bu bilgiler ışığında: Başbuğ'un, 1987'de MÇP'yi kurar kurmaz yanına "2'nci, 3'üncü ve 4'üncü adam" olarak aldığı üç kişiden ikisine "Başbuğ adına" saldıranlara "Bozkurt" denilemeyeceğini anlatmaya çalışıyoruz.

Bunu da isim vermeden, kimseyi yaralamadan yapıyoruz. 

Geçmişte abileri tarafından hataya zorlanmış, masum Anadolu çocuğu kardeşlerimizi suçlamıyoruz.

Gerçekle asparagasın, fitneyle hakikatin, teşkilat disiplini ile kaosun farkını ortaya koymaya çalışıyoruz.

Bence geç bile kalıyoruz!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI