Bugun...
"Hayır" Bazen Kaçmaktır!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 24-02-2017 08:55
     

Canlıların tehlike karşısında gösterdiği iki temel tepki biçimi vardır: 

1-Saldırmak, 

2- Kaçmak…

Bu mantıklı tepkilerde planlama ve icraat, tehlikenin savuşturulmasıyla ilgili sonucu belirler.  

Medeniyet ve insan ilişkileri geliştikçe, toplumsal tehlikelerin savuşturulmasında çeşitli iş birliği ve savunma örgütleri ortaya çıkmıştır.

Bu örgütlerin en güçlüsü ve meşru olanı "Devlet"tir.

Siyasi partilerin böyle bir "tehlike savuşturma" gücü ve kabiliyeti yoktur.

Uzun yıllar kutsal kralı ve onun mülkünü korumayıamaç edinen devlet, Yakınçağda "milletitehlikelerden koruyan" hukuksal bir organizasyon halini almıştır.

"Ulus devletler çağı"nı açan demokrasi, aslındatebayı millet yaparak, yüksek bir toplumsal savunma gücü temin etmiştir. 

Ama bir yandan da yönetimle ilgili ideolojik görüş ayrılıkları ve partizanlık, bu milli gücü bölmüş, örselemiş, ihtilallere veiç savaşlara kadar giden çatışmalarınsebebi olmuştur.

Milleti İlkçağın "köleci" toplumundan ve Ortaçağın "feodalite"sinden beri "sınıf farklılıkları" bölmüştür. 

Günümüzden milli gücü azaltan etkenler ise mezhep, etnik politika, ideoloji farklılıkları ve partizanlıktır.

İnsanoğlu tarafından kurulan organizasyonlar, bir tehlike karşısında canlıların temel davranışlarına benzer tepkiler gösterirler.

Tehlike karşısında eğer saldıracaksanız fiziken büyür, hatta mümkünse şişersiniz. 

Oturuyorsanız ayağa kalkarsınız;başınızı diker, göğsünüzü kabartırsınız. 

Eğer saldıracaksanız, kartal gibi kanatlarınızı açar, bozkurt gibi yelelerinizi şişirirsiniz. 

Eğer tehlikeden kaçacaksanız, küçülür, parçalanır, ufak ufak mücadele sahasındansıvışırsınız!..

Ülkücülük, tehlikeyi saldırarak savuşturma ve ideallerin önündeki engelleri kaldırma sanatıdır.

Kaçarak, küçülerek, parçalanarak günü kurtarma kurnazlığı değildir.

Milliyetçilik, millete yönelik tehlikeleri, milletle birlikte, milletten güç alarak savuşturmayı emreder.

Savunma stratejisi içinde taktik ricatlar ve mecburi yer değiştirmeler mümkün olsa da asıl amaç Milletin daima büyümesi ve çağlar içinde yüksek bir medeniyet tesis etmesidir.

Atatürk döneminde 5 çocuklu Türk kadınlarına madalya veödüller verilmesi bundandır. 

Başbuğ Alparslan Türkeş'in 1969'da yazdığı "Türkiye'nin Meseleleri" kitabının 76. sayfasındadoğum kontrolünü:"bir suikast ve ihanet" olarak nitelendirmesi de Milliyetçiliğin, milli tehditler karşısında "büyüme"yi emrettiğini gösterir.

Milli varlığımız ve geleceğimiz sürekli bir tehdit altındadır.

Emperyalizmden kaynaklanan bu sürekli tehdit, bezen deacil tehlikeler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şu anda Türk Milletininkarşısında terör örgütleri ve darbeciler gibi sıcak tehditler vardır. 

Milliyetçilik bunlara karşı kaçarak, saklanarak değil, saldırarak önlem almayı emreder.

Tehdit büyüdüğünde yani "söz konusu vatan" olduğunda ise Milliyetçi bir muhalefet partisinin milli güvenliğin yegâne meşru icra makamı olan Türk hükümetine destek vermesi, Milliyetçiliğin tabiatına ve politik psikolojisine uygundur. 

Bu tavır, sıcak tehlike anında gösterilen bir tür "büyüme, kanat açma" eylemidir. 

Hükümetin yakın geçmişindeki hatalara bakarak bu acil ve geçici birlikteliği bir taviz olarak görmek, partizanlıktır, taassuptur; Milliyetçiliğin ruhuna aykırı birçelişkidir.

Türkiye'nin en fedakâr, en milli ve en dinamik milli savunma kitlesinin sorumluluğunu taşıyan bir liderin, millete yönelen tarihi bir tehlike karşısında Türk hükümetine gereken desteği vermemesi, ancak ufuksuzluk ve taassupla izah edilebilecek bir ipe un serme durumu olurdu.

İşte Devlet Bahçeli'nin % 15 civarında dinamik bir oy potansiyeline sahip olan MHP'yi, % 50 oy alan ve 15 Temmuz'da ciddi bir travma atlatarakmilli ricat ve sıvışmaya son veren AKP'yleortak bir hedefe yönelterek ortaya koyduğu "milli gücü büyütme" siyasetinin arkasında yatan tarihi sebepler bunlardır.

FETÖ üzerinden BOP'u tesis etmeyeçalışan Amerikalılara da, İran üzerinden Şiileri bağladığı gibi,Perinçek pensesi ve AKP manivelasıyla Ortadoğu Sünnilerini Moskova'ya bağlamaya çalışan Ruslara da Türkiye'nin geniştabanlı bir milli güç göstermesi, tarihi bir zorunluktur.

Ancak mademki ideolojiden, partizanlıktan, etnisite veya mezhepten dolayı, bu 80 milyonluk büyüklüğe ulaşamıyoruz, Türk Milliyetçilerinin, bu olağanüstü şartlardahükümete partiler üstü bir anlayışla destek olması, "tehlikeyi savuşturma" yönünde verilebilecek yegâne demokratikkatkıdır.

"Yenikapı ruhu" adıyla yapılan bu tarihi hamleyi anlamayıp,milli güç ittifakından usulcasıvışıp da: "Hayır, hayır, yüz bin kere hayır!" diye bağırmanın, milletler mücadelesinde anlamlı bir açıklaması, Milliyetçilikte muteber bir karşılığı yoktur!

"Hayır" bazı durumlarda cepheden kaçmaktır!

"Hayır" diye bağıranların çoğunun, bugüne kadar "Türk milleti adına" eline bir taş bile almamış adamlar olmasının sebebi de budur.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI