Bugun...
Karanlıkta Kalan "Aydınlık" - 1


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 09-02-2017 08:39
     

50 Yıllık "Postallı Bolşevik" Özlemi!

 

Kanlı kızıl darbe teşebbüsü, 12 Mart 1971'de helal süt emmiş birkaç paşa tarafından engellenen 9 Mart Cuntasının fikir babası Doğan Avcıoğlu, artık sadece bir yerde yaşıyor ve yaşatılıyor:

Perinçek'in hayallerinde…

"Yine ondan (Avcıoğlu'ndan) kalan, bütün devrimlerin pratiğindeki büyük hakikat var: 

Halk ile askerin birliği…

Ve önemli bir ders var: Halksız asker, ya Silivri'dedir; ya da topuk selamındadır."

Normalde askerin kışlada, talimgâhta veya mevzide olması gerekir. 

Ama siz de Türk askerini, 48 yıl boyunca "kelepir devrim aparatı" olarak görseydiniz, siz de muhtemelen böyle konuşurdunuz!

Bir askeri darbeye sosyalist devrim bindirme fikrinden çoktan uzaklaşmış görünen gazeteci Hasan Cemal'in "Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım" kitabı, son 50 yılı anlamak isteyen bütün siyasiler için önemli bir hatırattır.

Bir tür umumi itirafname... 

Bu paşa torunu, soldaki şark kurnazlarına göre biraz daha eğitimli bir profile sahip olduğu için gençlere faydası olabilecek özeleştirilerde bulunmaktan çekinmemiştir.

Bugünlerde bir "avcılar ve atıcılar derneği" izlenimi veren küçük şirin partisinde ikinci bir "9 Mart"a doğru yelken açan Perinçek'i anlamak için de bu tür hatıratlara ihtiyaç vardır. 

Ne yazık ki pek çok gariban vatan evladı, bu paşa ve bürokrat çocukları kadar şanslı değildir. 

Binlerce Türk genci, oturup bir kenarda hatırat yazacak kadar yaşayamamıştır bile, bu derin ve karanlık hengâmede…

1968'le 1980 arasında binlerce Anadolu çocuğu, bazen planlı kahpe pusularda, bazen sokak kavgalarında, bazen de okul koridorlarında hayatını kaybetmiştir.

Bu satırların yazarının da Genç Osman misali, bıyığının terlemeye başladığı 1978 senesi, "sokakların kararması" yönde önemli bir atılım senesidir! 

Kızıl Fraksiyon sayısında rekora ulaşılmış; PKK da o yıl kurulmuş, Proleter Devrimci Aydınlık yeniden çıkmaya başlamış; "sokakların karanlığı" bir ton daha artmıştır! 

12 Eylül nedense çözüm olmamış; PKK 1984'te Mehmetçiğe yeniden saldırmış; 90'larda suikastlar, faili meçhuller, garip kazalar ve bombalı saldırılar devri başlamıştır.

PKK konusunda hep bir şeyler karanlık, birkaç parça eksik kalmıştır.

"Tam teröristleri vuracağız; emir geldi, durduk!" diye başlayan pek çok asker hatırası vardır.

"Filanca Paşa terörü bitirecekti; öldü!.." cümlesi hep kulaklardadır. 

Bu konulara dair bir kütüphane dolusu kitap da yazılmıştır. Ama hep karanlığın etrafından dolaşılmıştır. 

Meselenin künhüne vakıf olmak isteyenlerin ayağı, daima çapı belirsiz bir "derin devlet" çapasına takılmıştır. 

Devlet sırrı deyince akan sular durmuştur. Ama akan kan hiçbir zaman durmamıştır!

"90'larda bölgede karanlık suikastlarla şehit edilmiş en az 10 tane üst rütbeli subay var!.. Neden bakmıyorlar?.." diye bir soran olmamıştır. 

"Amerika yaptı, CIA vurdu" diyenler olmuştur; ama oraya da sorulmamıştır.

Ülkücülerden başka bu işlere kırk yıl boyunca kafasını takan olmamıştır. 

Emekli olup giden sır sahibi failler "devletimiz istedi; vatan için yaptık!.." diye üstü kapalı konuşmuştur.

Ama bu muazzez vatan, nedense 40 yıldır bir türlü çakal sürülerinin elinden kurtulamamış, aynı anda da sırtlan sürüleri tarafından kuşatılmıştır.

"Bu işte bir bit yeniği var" çığlığı da "devletin ali menfaatleri" düsturuyla bastırılmıştır.

15 Temmuz'dan beri bu "âli menfaat" örtülü "milli belâlar" konusuna daha fazla odaklanmış bulunuyorum.

Çünkü işin içinde iş var!..

Satranç gibi tam konsantrasyon ve yüksek kondisyon gerektiren bir çözümleme işi bu...

İki de tehlikesi var:

1- Millete zarar verme..

2- Kendine zarar verme… 

Özellikle birinci konuya epeyce dikkat ediyorum. Ve şimdi size kısa bir özet sunuyorum:

İlk söz "mekân şahidi" Hasan Cemal'in:

"…Ben de mesleğimi o zamanlar devrimci diye tarif ediyordum. Bir araç olan askeri darbe ile 'devrim'in önünü açacaktık çünkü...

O tarihlerde 'darbe'nin peşindeydik. Özellikle Ankara'da askerle 'organize işler'in içindeydik.

Bize çalışan bazı devrimci gençler sağda solda bomba patlatarak asker için darbe ortamı oluşturuyordu. "Ordu-gençlik el ele, milli cephede!" mitingleri düzenleniyordu.

Bir keresinde, bir arkadaşı tarafından kazayla öldürülen devrimci bir genci, "Ülkücüler vurdu!" diyerek neredeyse bütün Ankara ayağa kaldırılmış, büyük bir gösteri yapılmıştı…

Önce askeri bir darbeyle parlamentonun ve partilerin kapısına kilit vurulacaktı. 

Ve Moskova'da pişirilen 'kapitalist olmayan yol'dan devletçi bir düzene doğru yol alacaktı Türkiye... Ama olmadı.

9 Mart değil 12 Mart kazandı!.."

Burada biraz duralım…

Yarın, Devlet Bey'in Salı günkü Perinçek çıkışının tarihi derinliğine doğru birlikte yol alalım. 

Bu "Aydınlık" neden böyle hep "karanlık" kalmış anlayalım!.. 

Aydınlanalım!

 

Yarın: Karanlıkta Kalan "Aydınlık" - 2

Halkı Bekaa'da Arayan Şaşkın Bolşevik!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI