Bugun...
Karanlıkta Kalan "Aydınlık" - 3


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 11-02-2017 09:06
     

Ergenekon'u Okuma ve 15 Temmuz'u Anlama Kılavuzu!

 

Millet olarak, Bilge Kağan "bir kez karnın doydu mu artık açlığı düşünmezsin" dediği yerden çok da uzakta değiliz.

Üstelik konu, bildiğiniz gibi açlıkla toklukla sınırlı da değil. 

Milli nasihat sistemimiz zaten arızalı… 

Sonunda "musibet"i yaşıyoruz. Ağır zayiat vererek, sorunları iyi kötü çözüyoruz. 

Sonra bu sosyal ve siyasi belaları "medeniyetimizi tehdit eden bir hastalık" olarak görüp, köklü tedavi yoluna gitmiyoruz. 

Saman alevi kahramanlarla ve ucuz pansumanlarla günü geçiştiriyoruz.

Bu kaçıncı darbe?.. Bu kaçıncı terör örgütü?.. Bu kaçıncı Anayasa değişikliği?..

Bu kaçıncı kumpas? Bu kaçıncı "derin devlet" hikayesi?.. 

Bu nasıl bir kanlı tahterevalli siyaseti?..

Yıllarca kardeş kardeşi vurur, öldürür!.. "Soğuk savaş var!.. Konjonktür böyle istedi!.."

Aydınlar bombalanır. "Karanlık eller yine sahnede!.."

PKK terörü sakız gibi sündürülür!.. "Dış güçler bizi bırakmıyor!.."  

En cesur görünümlü kalemlerin anlaşılmaz, garip, sakil, acayip olayları "derin devlet"e bağladığı, sonra da sorumluların yatıp uyuduğu bir garip ülkeyiz biz!..

"Derin Devlet, bu kadar ince düşünceliyse bu işler neden kökünden düzelmiyor? Diye soran yok mesela…

Eğer yeterince derin bir devletimiz olsaydı, hiçbir savcı, elini kolunu sallayarak kozmik büroya giremez; Türk ordusuna o kumpası atamazdı!

Eğer bizim anlatıldığı gibi bir istihbarat derinliğimiz olsaydı, Türkiye Cumhurbaşkanı, Türk hava sahasında kovalanmaz, 15 Temmuz yaşanmazdı.

Bize "olay" olarak sunulan tabloda tarihin akışına aykırı, mantıksız, yapmacık figürler varsa, aydının görevi, çizgileri yerine oturtana kadar araştırmak ve olayın doğrusunu yazmaktır. 

İsmindeki "kutsal cazibe" sayesinde hikmetinden sual olunmayan ve bize "Derin Devlet" diye yutturulan o karanlık yapı, uzun vadeli hedefleri olan bir "cunta kliği" bir "ideolojik ekip" veya "devlet içinde devlet" de olabilir. 

Sorgulamadan bilemezsiniz!..

Ne yapmış derin devlet son 40 yılda?..

12 Eylül Darbesini yapmış, kavga eden gençleri içeri almış, kimisini asmış, kimisini 10 yıl yatırmış; hayatını karartmış! 

Üç beş ay sonra "Atatürk'ün 100. Doğum yılı" tüm yurtta büyük bir coşkuyla kutlanmış.

1982 Anayasasını yapmış, bazı Milliyetçiler "fikirlerimiz iktidarda" demiş; Aydınlar Ocağı filan "ehven-i şer" kabilinden, bunu alkışlamış.

Sonra 84'te PKK yeniden ortaya çıkmış; Perinçek'in 2000'e doğru dergisi "PKK'yı MİT kurdu" gibisinden "derin" manşetler atmış.

Pilot Necati filan… Kafalar iyice karışmış…

Özallı Liberal Kapitalizme geçiş yıllarında Laik-Ateist aydınlar vurulmuş… 

Sanki "alan razı veren razı" gibi, millet kulağının üzerine yatmış…

 "Terörle ve İrticayla mücadele" planları yapmış. "Anadolu'dan Görünüm" programları yapmış, tesettürlü gençleri "ikna odaları" kurmuş.

Müslüm Gündüz'ü Fadime Şahin'le basmış; saçını başını yolmuş!..

"Nasıl olsa ayakları yere sağlam basan gayet derin bir devletimiz var!" diye… 

"Kim yapıyor kardeşim bu sakil işleri?" diye bir soran olmamış!.. 

Sonra ne yapmış derin devlet?.. İsterseniz "lafa değil işe" bakalım. 

"Gladyo"ydu, "Kontrgerilla"ydı derken… 

Getirmiş koskoca devleti, bir cemaatin kucağına bırakmış!..

Allah Allah!..

Yok böyle bir "derin devlet!.."

27 Mayıs 1960'tan beri bu ülkede derin bir "hizipler savaşı" var.

Buna "NATO'cu Avrasyacı kavgası" da diyebilirsiniz.

"9 Martçı- 12 Martçı çatışması" da diyebilirsiniz.

1971'de ilk raundu 12 Martçılar kazandığına göre "meşru-gayrimeşru kavgası" da diyebilirsiniz.

Kavga, yüzeyde siviller ve gençler, derinde askerler ve istihbarat elemanları arasında sürüyor.

Sol askeri klikle, sağ siviller karşı karşıya geldiğinde "darbe ve muhtıra" oluyor!

Sağ askeri otoriteyle, sol klik karşı karşıya geldiğinde ise "anarşi ve terör" oluyor.

Bu milli güç öğüten çatışma sarmalı böyle devam edip gidiyor.

12 Mart'ta yenilen ve 1. Ordu Komutanı Faik Türün tarafından Ziverbey'de sorgudan geçirilen 9 Martçı Kemalist Sol, PKK'yı, etkin bir zinde kuvvet olarak kayırıyor ve yaşatıyor.

PKK'yı akılla bitirecek Eşref paşanın uçağı bunun için "buzlanma" sebebiyle düşüyor.

Bahtiyar Aydın, Hulusi Sayın, Cem Ersever, Kazım Çillioğlu gibi karanlık cinayetler ancak bu bakış açısıyla aydınlanıyor.

45 yıl önce Türk Silahlı Kuvvetlerine yuvalanmış "Milli Demokratik Devrim"ci 9 Mart Cuntası, kendi içindeki sürekliliği "derin devlet" diye yutturuyor!

Kafasına göre JİTEM kuruyor, dağıtıyor. 

Sonunda sol askeri klikle sağ askeri klik karşı karşıya geldiğinde de 15 Temmuz oluyor!

Bu aziz millet, devleti kurtarmak için tankların önüne yatmak zorunda kalıyor!..

Bir gecede 250 can gidiyor.

Tıpkı 30 yıl öncesi gibi, yine yüzbinlerce insanın hayatı kararıyor.

Kimse siyasi sorumluluğu almıyor!..

Olan devlete ve millete oluyor!..

 

(Devam edecek…)



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI