Bugun...
Mart Ateşinin Odunları


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 10-03-2017 09:59
     

Bir ülkede gelip geçici siyasi zaaflar, tamiri mümkün hatalar, üstyapı kusurları, giderilebilir tehlikelerdir.

İdari hatalardan kaynaklanan pek çok sorun, hükümetler tarafından usulünce giderilebilir. Devletler zaten bunun için kurulmuştur. 

Ancak bir ülkede:

A- Kırk yıl, elli yıl, yetmiş yıl, yüz yıl derinliği olan örgütler varsa, bir ülkenin bunlar eliyle kundaklanma ihtimali daha yüksektir.

B- Yine bir ülkede:

1- Bin yıllık inançlar, 2- Mezhepler, 3- Etnik gruplar varsa, düşmanın bu gruplar üzerinden tehlike üretme kabiliyeti daha fazladır.

Hele de o örgütler, bu inançları, etnik grupları ve mezhep mensuplarını eylem planına dâhil eden bir hareketlilik içine girmişse, komşuda bu nitelikte bir çatışma da başlamışsa tehlike artık kapınızdadır.

Tehlikenin büyüğü de birbiriyle kavgalı bu örgütlerin ittifak halinde size saldırmalarıdır.

C- Ondan daha büyük tehlike, bu müttefik asilerin, yabancı ülkelerin desteğini almasıdır.

D- Felaketin büyüğü ise yabancı ülkelerin de bir denge politikasına fırsat vermeyecek şekilde birbirleriyle anlaşmasıdır. 

İşte kırk - elli yıl içinde olgunlaşıp, 15 Temmuz'un domino etkisiyle ısınan 4 x 4'lük potansiyel tehlikenin boyutu, budur!

AKP, kime yaslanmış olursa olsun, hangi hataları yapmış olursa olsun demokratik bir yoldan iktidara gelmiştir. 

Bunca sabır ve çileyle yürüttüğümüz mücadele yine aynı yoldan gitmesine yöneliktir.

Bu mücadele, tabii ki "gitsin de kim gelirse gelsin" şeklinde bir intihar saldırısı değildir. 

MHP'nin iktidar olması için halkın % 50'sindeki AKP tercihinin en az yarı yarıya MHP tercihine dönüşmesi gerekmektedir.

MHP'nin bunun için izlemesi gereken yol bellidir. MHP de zaten bu yolda ilerlemektedir.

Ancak gerek Suriye iç savaşı, gerekse 15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye'deki iktidarın derin ve ateşîn taliplerinin, iç ve dış müttefikleriyle birlikte açığa çıkmasına yol açmıştır.

AKP iktidarının ilk yıllarından itibaren, Recep Tayyip Erdoğan'ı hedefine alan bir dâhili ve harici düşmanlar bloğu oluşmuştur.

Meselenin bizim açımızdan önemli olan tarafı "bu düşmanların bizim de dostumuz olmadığı"dır.

ABD'nin, İsrail'in, Avrupa'nın veya Rusya'nın, İran'ın Suriye'nin Erdoğan'ı, Türkiye'yi Milli bir iktidara teslim etmek için devirmeye çalışmadıkları açıktır.

Erdoğan'ı 15 Temmuz'da denendiği gibi Atlantik bloğunun devirmesi ve yerine AKP'nin ılımlı kanadını getirmesi halinde, bundan beş yıl öncesindeki gibi FETÖ ve HDP'nin bahtı açılacaktır. 

Erdoğan'ı Avrasya bloğunun devirmesi halinde ise bir iktidar değişikliğiyle CHP ve Perinçek'in yıldızı parlayacaktır.

İki taraf da Milliyetçi değildir, ikisi de BAAS'çıdır; ideolojik mezhep siyaseti yapmaktadır. 

Darbe Atlantik ötesinden gelirse Aleviler, DHKP-C ve PKK'yle birlikte, Avrasya'dan İran-Suriye hattından gelirse Sünniler, DEAŞ'la birlikte bir iç çatışmaya zorlanacaktır.

BOP senaristlerine göre: "Kürdistan'ın kurulabilmesi için Türkiye'de yalnızca taşlar değil kayalar da yerinden oynamalıdır!"

Erdoğan'ı devirmeye çalışan iki taraf da "Kürtlere özerklik ve federasyon" formülüne açıktır.

Yani bir darbeyle Atlantik de kazansa, Avrasya da kazansa milli devleti koruma ihtiyacı ortaya çıkacaktır. 

Yani her iki durumda da sonuç: "Suriyeleşme" yani "İç Savaş"tır. 

AKP'nin, seçimle gidene kadar desteklenmesinin ve hükümet sisteminin, iç ve dış darbenin hedefi olan Erdoğan'ı merkeze alarak güçlendirilmesinin mantığı budur.

"Mart'ta Türkiye alev alev yanacak" sözü, sistemin Nisan'da güçlendirilmesiyle oyunu bozulacak olan Perinçek'in attığı bir savaş çığlığıdır!

Esad'ın BAAS rejimini Rusya desteğiyle korumasından bir hayli etkilenmiş görünen Türkiye BAAS'çıları, 7 Haziran'dan sonra çözüm olarak gördükleri "% 60'lık blok" formülünün akamete uğramasından sorumlu tuttukları MHP'ye ve Devlet Bahçeli'ye bu yüzden düşmandır. 

Devrimci ve enternasyonal meşrepleri, onları dış destekli bir darbeye mecbur bırakmıştır.

Rusya'nın, Suriye'de TSK'nın yapacağı Münbiç operasyonuna engel olan ABD'yle anlaşması: "Avrasya ekibiyle de yola çıkılamayacağını" doğrulamaktadır 

PKK'nın önünü kesmek için planlanan Fırat Kalkanı Harekâtının, FETÖ'cü komutanlar tarafından 1 Yıl geciktirilmesi ve ancak 15 Temmuz'dan sonra yapılabilmesi ise "FETÖ, DEAŞ ve PYD" dâhil, bütün bölgesel angajmanların "Büyük Ortadoğu Projesi"ne uygun olarak "Kürdistan için" yapıldığının kanıtıdır.

Referandum yaklaştıkça daha da ısınan bu sıcak tehdit karşısında MHP lideri Devlet Bahçeli, en doğru olanı yapmaktadır.

Sağ ve sol darbecilere karşı demokrasiyi savunmakta, devlet düzenini korumakta ve MHP'nin AKP seçmeninin gönlündeki yerini ısıtmaktadır.

Memleket saçaklarından tutuşurken, mahallenin gönüllü itfaiyecilerinin, "Başbakan Hayır diyecek; PKK Evet diyecek, MHP eriyecek" gibi yalanlarla Mart ateşine odun taşıyanlara kızıp darılması bundandır!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI