Reklam
Bugun...
Olayın Özü, Özeti!..


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-01-2017 09:05
     

Bugünlerde etrafta;

1-  Türkiye'nin bir beka sorunu olduğunu düşünmeyen "Ülkücüler…" 

2- FETÖ'nün anayasal bir güvenlik tehdidi olduğuna inanmayan "Ülkücüler…" 

3- MHP milletvekillerinin Damat Ferit gibi hain olabileceğini söyleyen "Ülkücüler…" 

4- MHP'nin tarih olacağını konuşan "Ülkücüler…" 

5- Devlet Bey için "AKP'ye hizmeti çok, kendi partisine hayrı yok" manşetini atan "Ülkücüler…"

6- Kendi teşkilatına karşı kampanya başlatan "Ülkücüler…"

7- Teşkilat disiplini içinde kalmaya özen gösteren Ülkücüleri, AKP'ye vagon, baston, değnek olmakla suçlayan "Ülkücüler…"

8- "Kim bilir nasıl bir kaset yakalattınız ki AKP'yle işbirliği yapıyorsunuz?" diye soran "Ülkücüler…" 

9- Düşmanın Yıldıray kardeşimiz için attığı çarpıtma bir manşeti "fazla kaliteli" bularak kendi "seviyesiz" manşetini atan "Ülkücüler" var!..

Bunların arasında Ülkücülüğe dair hiçbir şey yok aslında!..

Bir işi yapanların Ülkücü olması, yapılan işi Ülkücülük haline getirmez!

Bir kere Ülkücülük, teşkilatla yapılan, organize bir faaliyettir. 

Teşkilat disiplini dışında yapılan bireysel Milli hizmetler, Milliyetçi faaliyetler olabilir. 

Ancak "Ülkücü Hareket" ve "Milliyetçi Hareket" adı sanı belli teşkilatların klişeleşmiş eylemleridir; bu hareketler tek başına yapılamaz!

Teşkilatın 48.  yılında Ramboculuk oynayamazsınız!

 "Biz, Ülkücülüğü unuttuk" diyebilirsiniz. "Biz disiplinden yorulduk; biz teşkilattan kovulduk" diyebilirsiniz.

Hatta "biz davadan soğuduk da diyebilirsiniz!" 

Ama bu yaptığınıza "Ülkücülük" diyemezsiniz!..

Yarım kalan kurultay hesabını, referandum kulvarına taşıyamazsınız!

Tepeden gelen bir emrin sorgulanması, bürokrasiye mahsus anayasal bir haktır.

Bürokrasiden gelmiş teşkilat acemilerinde böyle bir alışkanlığın izleri görülebilir. 

Ama Ülkücülükte "kanunsuz emir" yoktur.

Liderin emirlerini sorgulayamazsınız. 

Teşkilatta şikâyet mercii, bir üst makamdır. Liderliğin üstünde bir makam ise bulunmamaktadır.

Yani ya emirlere uyarsınız; ya da müsaade alır gidersiniz!

Sorgulama, şüphe, kaygı, korku başladığı anda Ocağı terk edersiniz!..

İletişim çağı modasına uyup da tantana edemezsiniz!

Geleceğe yamalı, kavgalı, tantanalı bir "Ülkücü hareket" bırakamazsınız!

Liderin manevrası, sonu beklenmeyecek kadar ağır bir hamle değildir.

Bal gibi bir "temizlik" stratejisidir.

"Güneş girmeyen eve doktor girer"in Türkçesidir.

"MHP'nin olduğu yere ihanet giremez" iddiasının ete kemiği bürünmüş halidir.

Tarih 12 Mart 2012… Fethullah Gülen'in sekretaryası gibi çalışan Abant Platformunun "yüksek profilli" bir konuk listesi var:

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, AKP Anayasa Komisyonu Başkanvekili Mustafa Şentop, CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, CHP PM Üyesi Muhammed Çakmak, BDP'li Altan Tan, Hak-Par Genel Başkan Yardımcısı Kemal Burkay, DP'li Süleyman Soylu… 

10 tane Prof. , Nazlı Ilıcak, Herkül Millas ve 8 tane daha muhtelif boy yazar… 

Agos'tan Rober Koptaş, Apoyevmatini'den Mihail Vasiliadis, Yeni Anayasa Platformu orada…

MAZLUMDER, Vakıflar Meclisi Rum Cemaati üyesi Laki Vingas orada… 

Tek ajandası 1915 olan "Yüzleşme Derneği" de orada… 

Daha bir ay önce FETÖ, MİT'e 7 Şubat 2012'de operasyona girişmiş; MİT'in düşmesi, kıl payı Başbakan'dan dönmüş… 

Ama bir ay sonra MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş de orada…

Yani MHP ve Ülkücü Hareket dışında herkes orada…

Fethullah Gülen'in onursal başkanı olduğu Abant Platformu toplantılarına AKP, CHP, SP, BBP ve DP'nin katıldığı ve kararlara hiç birinin şerh düşmediği biliniyor.

Bu ihanet yuvasının ıslahat fermanlarına, Devlet Bahçeli'den başka kimsenin çıkıp iki kelam etmediği de biliniyor… 

Gündemi "Yeni Anayasa" olan 26. Toplantıdan çıkan dilek ve temenniler şunlar:

1- Anayasa'da vatandaşlığı tanımlamaya gerek yoktur.

2- Anayasa'da farklı anadillerde eğitim yapılma hakkı tanınmalıdır.

3- Türkiye'nin idari yapısı yerinden yönetim (adem-i merkeziyet) esasına dayanır. 

Resmi dil mecburi olmak kaydı ile kamusal iletişimde farklı dillerin kullanılması serbesttir.

4- Yeni anayasada parlamenter sistem korunmalı, Cumhurbaşkanı'nın yetkileri daraltılarak devletin temsili görevleri ve demokratik parlamenter sistemlerdeki konumuna kavuşturulmalıdır. 

Görüldüğü gibi gayet "yüksek" profilli bir konsensüsle:

"Parlamenter sistem korunuyor ve özerkliğin, federasyonun kapısı aralanıyor!"

Yani dün ırzına geçilmek üzere otel odalarında dolaştırılan Cumhuriyet rejimi, üniter yapı ve milli birliğimiz, bugün dünyanın en güvenilir Ülkücü elleri tarafından muhafaza altına alınmışken: 

"Rejim gidiyor, özerklik geliyor. Bahçeli yüzünden vatan elden gidiyor!.." diye bağırmanın yaşanan gerçeklikle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. 

Kimse bu Atlantik patentli FETÖ oyununu bize "Ülkücülük" diye yutturmaya kalkmasın!

"Kürşat kırk çerisiyle sarayı basmıştır.

Yolda üç beş çeri, nefis ırmağında boğulmuştur."

Olayın özü, özeti budur!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI