Bugun...
Siyasete İngiliz Müdahalesinin Arka Planı - I


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 26-04-2018 09:35
     

15 Temmuz 2016'da, Türkiye'de, 1826'dan beri ilk kez bir olay yaşandı.

Bu olay, halkın devlet başkanının emriyle sokağa çıkarak askeri bir isyanı bastırmasıydı.

Meydan nöbetleri ve KHK'larla yapılan tenkil faaliyeti de aynen 190 yıl önceki gibi devletin milletten güç alarak, asileri mağlup etmesi ve cezalandırmasıydı.

1826'da "Vaka-i Hayriye" ile Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması da böyle olmuştu.

Tarihte benzer olayların benzer sonuçlar doğurmasından hareketle biz de 3 Ağustos 2016'da "15 Temmuz '1828 Noktası' İçin mi Planlandı?" başlıklı bir yazı kaleme almıştık.

"1828 Noktası" Navarin'de Osmanlı donanmasının yakılmasından sonra "Yunanistan'ın bağımsızlık kazanması"nı ifade ediyordu.

O günkü Yunanistan'ın bugünkü karşılığı ise "Kürdistan"dı.

Tarih'ten ders almak demek, o günkü hataları yapmamaktı.

Yani "milli ve yerli" hedef "Kürdistan'ı kurdurmamak"tı.

***

 

İngiltere'nin "Hasta Adam" Siyaseti

- Osmanlı Devleti, 1826'dan bir yıl sonra 1827'de Navarin'de donanmasını kaybetmiş,

Bu sebeple başlayan 1828-29 Osmanlı Rus Savaşıyla Yunanistan kurulmuştu.

"1828 Noktası" Yunanistan'la da sınırlı değildi.

- 1831'de Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyan etmiş, 1833'te Suriye elden çıkmıştı.

II. Mahmut,1833 Hünkâr İskelesi Antlaşmasıyla Rusları İstanbul'a çağırmıştı.

Hedefi, dönemin "süper gücü" İngiltere'yi konuya müdahil kılmaktı.

Sonunda olan oldu ve 1838 Balta Limanı Ticaret Sözleşmesiyle Osmanlı Devleti, İngiltere'nin yarı sömürgesi haline geldi.

1837'de 23 kuruşa denk gelen İngiliz Sterlini, 1838'de 1 liraya eşitlendi.

Türk parasının İngiliz parası karşısındaki 4 kata varan üstünlüğü, bir anda sona ermişti.

Uluslararası ilişkilerde, birinin dümen suyuna girdiğiniz anda en büyük düşmanlıklar bile kolayca "sıkı dostluğa" dönüşebiliyordu!

***

 

Osmanlı "Denge" Politikası ve İngiliz Dostluğunun Bozulması

Kraliyet İngilteresinin bu hamlesi, bir yönüyle de kadim Osmanlı-Fransız dostluğunun sonuydu.

1535 Kapitülasyonlarıyla Kanuni döneminde başlayan ticari imtiyazlar, Osmanlı Devletinin 1700'lü yıllarda uğradığı müttefik Rusya-Avusturya hücumları karşısında Fransa'yı "batıdaki müttefik" olarak görmesini sağlamıştı.

Hatta 1700'lerin sonlarında Fransızca devletin ikinci resmi dili olmuştu.

Osmanlı Devleti yüz yıldır toprak kaybediyor ve güçlü düşmanlarına karşı güçlü dostlar bularak güç dengesi sağlamaya çalışıyordu.

Bunun adı da "Osmanlı Denge Politikası"ydı.

1804'te Cumhuriyet Fransa'sının Meşruti monarşilere karşı giriştiği savaşta boğazların Fransa lehine kapatılması, 1815 Viyana Kongresinde Türkleri mağlup Fransızlarla aynı potaya sokmuştu.

Dolayısıyla 1826'dan 12 yıl sonra 1838'de İngiltere'yle anlaşan Sultan II. Mahmut, iç ve dış tehditlere karşı kalıcı bir güç desteği sağlamış oluyordu.

Osmanlı-İngiliz "asimetrik dostluğu" alternatifsiz olarak 1888'e kadar sürdü.

1853-1856 Kırım Savaşı'nda İngiltere, azınlıklara yönelik bazı tavizler almak karşılığında yanımızdaydı.

1877'de ise Rusları iki koldan Anadolu kapılarına getiren 93 Harbi felaketini, ancak Yeşilköy'de "durdurabilen" İngiltere'nin 1878'de Kıbrıs'a, 1882'de Mısır'a el koyması, Sultan II. Abdülhamid'i batıda yeni bir müttefik aramak zorunda bıraktı.

Bu alternatif, 1870'de siyasi birliğini tamamlamış olan Almanya'ydı.

Osmanlı-Alman dostluğu, Kayzer Wilhelm'in ziyaretleriyle giderek güçlendi. Osmanlı ordusunda Prusya disiplini öne çıktı.

Bu gelenekten yetişen İttihatçı subaylar, II. Meşrutiyette Almanya'yla daha da yakınlaştı ve 1914'te Osmanlı Devleti, Almanya'nın safında I. Dünya Savaşı'na katıldı.

Karşımızda hem Ruslar, hem İngilizler hem de Fransızlar vardı.

***

 

Yakın "Dostluk"tan Sinsi Düşmanlığa…

Bu savaşı kaybettiğimiz, bilinen bir vakıadır.

İşte 1918 sonlarındaki bu "mütareke noktası" Türkiye'nin "Milli ve Yerli"den başka alternatifinin kalmadığı andır.

Türk aydınları, 1919'da Milliyetçiliğin sadece dış politik gereklerini yerine getirmekle, yani milli istiklal mücadelesi vermekle kalmadılar.

Meşrutiyet için yemin etmiş ittihatçılardan farklı olarak "Cumhuriyetçi bir asker" olan Mustafa Kemal, Fransızların Ulusal Egemenlik ilkesini ve Cumhuriyet rejimini tercih edince Türk Devleti, İngiliz modelinden birkaç adım daha uzaklaştı.

Böylece İngiltere, Türklerin 1914'te "Almanlarla" 1921'de "Bolşevik Ruslarla" giriştiği stratejik yakınlaşmadan sonra bu kalıcı "Fransuvaz" rejim değişikliğini de deftere yazdı!

1918 yılı itibariyle dünyada sadece Osmanlı sınırları içinde "hür Müslüman" vardı.

Sömürgelerdeki Müslüman nüfusu ve genel olarak "İslam"ı, kukla bir "Halife"yle kontrol altında tutma siyaseti, "Türk İnkılabı"yla akamete uğrayan İngiltere, artık Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük düşmanıydı!

 

Yarın, ikinci bölüm: "İngiliz Muhiplerinden Cümbüş İttifakına…"



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI