Bugun...
Soğuk Savaş 15'inci Yılına Girerken!..


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 02-03-2017 09:00
     

Türk Amerikan ilişkilerinin 15 Temmuz darbesiyle birlikte bir krize dönüşmesinibaşlatanolay,1 Mart 2003Tezkeresi'nin TBMM'de reddedilmesidir.

Bu reddedilme ABD'ye,milli direnci kıracak bir kadife devrim vasıtasıylaTürkiye'yi bölme yolunda rahat hareket etme fırsatı vermiştir.

11 Eylül 2001'de New-yok'taki ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra ABD'ninOrtadoğu operasyonları için Bush tarafından telaffuz edilen "Bu bir Haçlı Seferi'dir!" sözü, TBMM'nin ABD'ye sınırsız bir destek vermesini önlemişti. 

O yıllarda henüz iktidarda "çıraklık dönemini" yaşayan AKP,büyük diplomatik sınav karşısında topu TBMM'ye atarak "Demokrasinin arkasına saklanmayı" tercih etmişti. 

Oysa soğuk savaş döneminde, bu tür durumlarda devletin bekası için bir hükümet feda edilir ve sonraki hükümet, ABD ile aramızdaki "geleneksel dostluk ilişkilerini" yeniden tesis etmek için Washington'a daha sıcak söylemlerdebulunurdu. 

2 Temmuz 1960'ta Moskova'ya uçmaya hazırlanan Menderes, 1964'teki Johnson mektubu karşısında, "yeni bir dünya kurulur ve Türkiye orada yerini alır" diyen İnönü, 1973'te "afyon ekeceğim" diye tutturan Ecevit, Kıbrıs Barış Harekâtından sonraki Demirel ve 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, Türk Amerikan ilişkileri ekseninde şekillenmiş "diplomatik icra" manevralarıydı.

Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte ABD, gözünü, Sovyet askeri altyapısına sahip olan ve Avrupa ile yakınlaşma eğilimi gösterenArap ülkelerine çevirmişti. 

ABD için en kolay askeri strateji, NATO'ya yeni bir misyon yüklemek ve 1. Körfez savaşındaki gibi "koalisyonlarla" hareket etmekti.

Bu durum, Türkiye'nin jeopolitik değerini ve stratejik önemini artırıyordu.

Ancak 1992'de Muavenet'i vuran ABD, Türkiye'ye "Artık soğuk savaş bitti; benden dostluk bekleme!" demeye çalışır gibiydi. 

Alman Dışişleri Bakanının, "Afganistan bize ABD ile olan mesafesinden daha yakın!" sözünün hemen arkasından 11 Eylül 2001 olayı yaşandı ve 3 ay sonra ABD, Rusların 20 yılda alamadığı Afganistan'ıişgal etti.

2001'de kurulan AKP'nin % 34,28 oy alıp; 363 sandalyeyle iktidara geldiği "ilginç" 2002 seçimlerinden sonra Türkiye'de Yasama-Yürütme-Ordu dengesi yani devlet bütünlüğü, henüz tam olarak sağlanabilmiş değildi. 

Türkiye, ABD'ye karşı soğuk savaş dönemindeki diplomasi merkezli iç siyaset hamlelerinden birini daha yapamadı. 

TBMM, 260 AKP'linin evet oyuna rağmen 1 Mart 2003'teki oylamada ABD'ye, Türk limanlarını ve kara yollarını kullanma iznini vermedi. 

Bizim bu olaydan kazancımız, Araplar nezdinde pek de karşılığı olmayan "bir miktar onur"du. 

Fakat artık "ABD'nin açık düşmanlığını" kazanmıştık. 

ABD ise bizim düşmanlarımızı… Yani FETÖ'yü ve PKK'yı…

Mecliste tezkere tartışılırken 68'li CHP'lilerin ABD muhriplerini "düşman gemisi" olarak ifade etmeleri, ABD'nin hususi düşmanının "Cumhuriyet değerleri" olması için yeterli bir sebepti. 

Amerikan istihbaratının Türkiye'deki hedefi, artık Kızıllar veya Dinciler değil, Milliyetçilik ve vatanseverlikti.

FETÖ'nün TSK'ya, MHP'ye, CHP'nin milli tarafına ve sonunda AKP'nin Milli Görüş kalıntılarına yaptığı hücumların hepsinin ABD saldırısı olduğu bugün açıkça ortaya çıkmıştır.

Körfez Savaşlarından sonra ABD, "Türk halkının düşman ülkeler algısı" sıralamasında Yunanistan'ı ikiye katlayarak İsrail'den sonra ikinci sırayı almıştır. 

Buraya bütün belirtilerini almakta zorlansak da Türkiye ile ABD arasında dolaylı bir savaş o günlerde başlamıştır. 

Ancak bu savaş görüldüğü gibi metal mühimmat kullanılarak değil, "mental," yani zihinsel hücumlarla yapılmaktadır. 

Milletlerin en sağlam zihinsel mühimmatı ise "Milliyetçilik"tir.

Amerikan beyin gücünün ve dolarının zirve yaptığı bu dönemde,zihinsel bir savaşı tercih edilmesi,sürpriz değildir.

15 Temmuz'da ise ABD, Türkiye'ye ve Türk Milliyetçiliğinin taşıdığı değerlere karşı bir intihar saldırısı başlatmıştır.

Bu saldırı karşısında seferberlikvaziyeti almak, her Türk Milliyetçisi içintarihi bir sorumluluktur.

Muhatabımız Amerika, en büyük silahımız zihnimiz,cephanemiz ise Milliyetçiliktir.

Amerikan saldırısının silahları, özel yetiştirilmişFETÖ, parayla satın alınmış gazeteci- yazarlar, ajan okullarından mezunProflar,STK'lar ve onların ürettiği düşünce virüsleriyle hareket eden siyasetçilerdir.

Bunların hepsi, 15 Temmuz'da "Ya Allah Bismillah Allahuekber" nidalarıyla oluşan yerli ve milli cephenin dışında kalmış, sonra da karşısında yer almıştır.

ABD'nin cephedeki en büyük avantajı, Türk halkı arasındaki bu ayrışmadır.

ABD'nin, Türkiye'de başarılı bir darbeyapması, artık imkânsızdır.

Eğer bu zihin savaşını kaybedersek, bundan sonra yaşanacaklar, terörün artması, suikastlar, iç savaşayönelik psikolojik harekâtlardır.

Türkiye ile ABD arasında,1 Mart 2003'te başlayan "soğuk savaş" 15. yılına girerken ufuktaki "sıcak tehditler" bunlardır!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI