Bugun...
Tantana Derken!..


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 28-01-2017 08:42
     

Lider Devlet Bahçeli'nin bugünlerdeki açıklamaları, her zamankinden daha büyük bir ilgiyle takip ediliyor.

Dostlar, orada kendi hislerinin tercümesini arıyor. Bulunca da rahatlıyor. 

Düşman ise "evet tahmin ettiğim gibi yine haklı bir sebebi varmış" diye içinden söyleniyor.

Sonra hemen fitne saatinin zembereğini kuruyor. Bunu nasıl çarpıtırım diye kollarını sıvıyor.

Mesela Devlet Bey'in dün geceki Tweetlerini "Bahçeli eleştirilere yanıt verdi" diye haber yapan Cumhuriyet'in haber sitesi, 38 tweetteki 660 sözcükten sadece 3'ünü seçmiş, onu da tahrif ederek sürmanşet yapmış:

"MHP'nin tabanı yoktur!"

Oysa Devlet Bey'in sözünün tamamı: "Tekrar hatırlatıyor, yeniden söylüyorum: Bizde taban yoktur, dava arkadaşlarımız vardır. Bizde tavan yoktur, ülkücü şuur hâkimdir." şeklindedir.

"Taban"ın ayakkabının üzerine basılan bölümü olduğu düşünülürse sadece Devlet Bey'in ne kadar haklı olduğu değil, Cumhuriyet'in manşetinin ne kadar düşmanca bir tahrifat olduğu da kolayca anlaşılacaktır.

Devlet Bey'in Perşembe akşamı kaleme aldığı, 140 karaktere sığdırılmış; özet cümlelerinin içinde dosta huzur, düşmana hüzün verecek çok önemli bilgiler saklı...  

Bazılarının altını, irfan kalemiyle çizmek istiyorum!

Devlet Bey, öncelikle siyasi çatlakların derinleştirilmesinden rahatsız olduğunu açıkça dile getiriyor.

Bu çatlaklardan düşmanın "sızma"lar yapabileceğini görmek de bize düşüyor…

Doğru anlaşılması ve anlatılması gereken özlü cümleleri bir kitap boyutunda açmak mümkün…

"Toplumdaki değişim dinamiklerini fark eden siyaset aklının devlete kişilik kazandıran hukuki çerçeveyi belirlemesi doğal, hatta zorunludur."

Devlet Bey, vaatle, siyasi pazarlıkla, karanlıkta göz kırpmakla işimiz olmaz! diyor. 

15 Temmuz 'da darmadağın olan ülke yönetiminde bir hukuki çerçeve eksikliği var…

Bunu çıplak gözle görememek kabahat değil; "Siyaset aklı" gerekir diyor. 

Ve devam ediyor:

"Sahip olduğumuz siyaset aklı; dağınıklığı birleştiren gücü, meseleyi kavrayan özü, nefsin azgınlığını durduran kudreti temsil etmektedir."

Bu, sır dolu cümledeki anlam yükünü üçe taksim etmek mümkün: 

1- Devlette, ülkede, toplumda bir dağınıklık var ve biz, bunu giderecek kararlılığa sahibiz.

2- FETÖ darbesinin, nereden gelip ülkeyi nereye doğru götürdüğünü en derin noktasından kavradık.

3- Akıl, bu sorunu gidermek için fedakârlık yapmamızı, iftiralara göğüs germemizi, dâhili sıkıntılarla çarpışmamızı emrediyor.

Devlet Bey, bir sonraki tweetinde "neden siz, neden şimdi?" sorusunu cevaplarken aynı zamanda haber değeri taşıyan "müdahale" kelimesini de kullanıyor:

"Devletin ayağa düşürülmemesi, milletin arada kaynayıp gitmemesi, vatanın hür ve bağımsız olarak devamı için müdahale gerekiyordu."

Ancak tevazuu da elden bırakmıyor. Olası fitnelere karşı, "müdahale"yi, AKP'yle uzlaşmaya bağlıyor:

"Yüksek hedefleri benimsedik. Siyasi ahlak ve uzlaşmayla millete giden yolları araladık. Çarpık niyetlere karşı bütünleşip netleştik."

Ben buradaki "yüksek hedefler"in AKP'nin aşina olduğu yüksek hedeflerden "biraz" farklı olduğunu düşünüyorum. 

Devlet Beyi tanıyanlar, Referandumla gelecek sistem değişikliğinin onun için yeterince "yüksek bir hedef" olmadığını da gayet iyi bilirler.

Kendisi, 15 Temmuz'u en doğru okuyan kişidir ve bu okuma, TV ekranlarının alt yazılarında yoktur. 

Şunu da hatırlatmak gerekir ki; biz de havuz medyasının yanardöner ekran güllerinden bir şey öğrenmiyoruz.

MHP haklıdır, MHP temizdir, Devlet Bey, FETÖ'yü kapıdan da, bacadan da içeri sokmamıştır. 

Sicilinde leke olan bu yola giremez; çünkü FETÖ'yle adam gibi mücadele edecek olanların "tertemiz" olması gerekir.

Çünkü adamların siyasi mesleği, izleme dinleme, dikizlemedir!

Devlet Beydeki Ülkücü temizliği ve titizliği, MHP'yi Türkiye'nin en güvenilir ve en değerli kurumu haline getirmiştir.

O da enerjisini konuşarak harcamak, bu arada da düşmanı sevindirmek yerine, 15 Temmuz'da zirve yapan gücünü Türk Milliyetçiliği adına kullanmaktadır:

Bu arada yaptığı "anayasa" hamlesiyle de enerjisine, sağlam bir alan açmaktadır.

Bu alan, Milliyetçi bir ruhla doldurulmadığı takdirde ilk seçimlerde hangi enerjiyle dolabileceği ise malumdur:

Üç partili bir mecliste AKP % 50'yi geçebilecek, 367'yi zorlayacak ve 100'den fazla "etnik" milletvekili çıkaracaktır! 

İşte o zaman Anayasa komisyonunun % 50'si MHP'li Sayın Mehmet Parsak'tan ibaret olmayacaktır.

"Amacımız arıza sinyalleri veren, tehlike alarmı çalan, güvenlik duvarları yarılan sistemi bir üst fazda yeniden kurmak, yeniden inşa etmektir."

Devlet beyin 15 Temmuz siyasetinden ciltlerle kitap çıkar… 

Ama ben şimdilik yazımı, yine O'nun sözlerinin altını çizerek tamamlamak istiyorum: 

 "Biz millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyoruz."

Siz isterseniz kibarca "teferruat" deyin!.. 

Ben "gerisi tantanadır" derken mübalağa etmiyorum!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI