Bugun...
Milli Mücadelede, Mustafa Kemal Paşa ve Din Adamları.


Yılmaz KOÇ
kocyilmazkoc@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 06-08-2015 01:00
     

Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal Paşa çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldı. Bunlardan en önemlisi iktisadi konuydu. Yokluk içinde bu mücadele nasıl verilecekti. İmdada yetişenler din adamlarıydı. Halktan topladıkları paralarla Milli Mücadeleye destek oldular.

Buna örnek olabilecek bir hadise Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya geldikten sonra yaşandı. Mustafa Kemal Paşa, Temsil Heyeti ile birlikte Ankara’ya geldiğinde, memleketin her yerinde yokluk hüküm sürmekteydi.

Temsil Heyeti ve Mustafa Kemal Paşa, Ankara’da merkez olan Ziraat Mektebinde bir yandan parasızlık, yokluk ve soğuk ile boğuşurken, bir yandan da Meclisi Ankara’da toplama hazırlıklarını yapılmaktaydı.

Para işleriyle Mazhar Müfit Kansu uğraşmaktaydı. Mazhar Fuat Kansu, o günkü anılarını şöyle anlatıyordu:

Ekmekçilere bile verecek paramız kalmamıştı. Mustafa Kemal Paşa ile bu ciheti görüşürken, bulduğum çareleri eskisi gibi kabul etmedi ve yarı geceye kadar hep düşündük ise de para tedariki hususunda bir karar ve neticeye varamadık.

Çünkü bankalardan ve müesseselerden ödünç bile olsa para almayı Paşaya bir türlü kabul ettiremedim.

Ne yapacaktık? Benim bir kürküm vardı, Erzurumlu Nafiz Bey’e müracaat ederek sattırılmasını rica ettim. Nafiz Bey, Ocak ayı içindeyiz, ne giyeceksin diye satmamakta ısrar ettiyse de, ne olursa olsun kulağıma giremezdi. Aç mı kalacaktık? Nihayet onu da sattık. Kimsede satılacak bir şey kalmadı.

Paşa ile bu hususta bir çare bulamayarak, hele sabah olsun diyerek odalarımıza çekildik. Ankara’ya geldiğimiz zaman hemen bir hafta bizi Belediye besledi. Fakat bu aylarca devam edemezdi. Velhasıl çaresizlik içindeydik. Aslında para bulabilecekken, Paşanın bulunan bu çareleri kabul etmemesi sebebiyle çaresiz bir haldeydik. Gece düşünmekten uyuyamamış olduğumdan yatağımda istirahat halinde iken kapı vuruldu.

İçeriye giren zat Müftü Efendi’nin (Diyanet İşleri Reisi iken vefat eden Rıfat Efendi) geldiğini söyledi. Eyvah, şimdi Müftü Efendi’ye kahve ısmarlamak lazım, kahve var ama şeker yok, benim iki parça şekerim var, onu da masanın gözünde saklamışım, ya şekerli kahve isterse, ya sigara da vermek lazım gelirse… Çünkü şeker çok pahalı idi. Herkes şekerini kendisi tedarik edecek emri verilmişti. Ne ile tedarik edecekti, kimde para vardı ki.

-Paşaya haber veriniz, dedim.

-Paşa size gönderdi. Paşa ile görüştüler.

-Peki buyursunlar.

Müftü Efendi odama girdi. Ortada yuvarlak ve küçük masanın kenarında bir iskemleye oturdu.

-Müftü Efendi zannıma göre kahve içmezsiniz, değil mi?

-Evet içmem.

-Sigara?

-Onu da kullanmam.

Halbuki Müftü Efendi kahve içerdi fakat biz buna meydan vermemek için sualde bulunduk. Müftü Efendi derhal vaziyeti anladı ve içmem dedi.

Tebessüm ederek;

-Sizin biraz sıkıntıda olduğunuzu öğrendik, az da olsa yardımda bulunmayı vazife bildik.

Bundan bir şey anlayamadım. Yatağımın karşısında duran küçük kasayı göstererek paramız var dedim. Halbuki kasa mevcudu 48 kuruştan ibaret idi. Müftü Efendi bu sözümü dinlemedi bile. Geldi, cübbesinin altından bir torba çıkardı. İçindeki kağıt paraları saymaya hazır bulunuyordu.

-Müftü Efendi, teşekkür ederiz ama evvela Paşa ile bu hususta bir görüşseniz iyi olur.

-Görüştüm, kasa Mazhar Müfit Beydedir, ona veriniz dedi.

-Pekala.

Müftü Efendi birer birer saymaya ve masanın üzerine koymaya başladı. Yüz, iki yüz, beş yüzü geçti, nihayet tam bin lira kağıt para saydı. Ben de yataktan kalkarak paraları aldım ve kasaya koydum.

Bunun üzerine emirberi çağırdım ve iki şekeri verdim. Bize birer kahve pişir emrini verdim. Müftü zaten vaziyeti anlamış olduğundan güldü ve;

-Şeker pahalı, hesap lazım, size de gelen çok, başa çıkmaz, değil mi diye sakalaştı.

Kahveler içildi. Muhterem Müftü çıktı gitti. Ben de paranın miktarını derhal Mustafa Kemal Paşa’ya haber vermek üzere odamdan çıktım.

Paşa’yı odasının kapısı önünde bir habere intizar eder vaziyette gördüm. Bana ne kadar diye sordu. Bin dedim.

-Gördün mü, akşam ne kadar sıkılmıştık. Bu hatıra gelir miydi, Allah bize yardım ediyor, dedi

Ben de;

-Evet, kul sıkılmayınca Hızır yetişmez, dedim.

Bu Müftü Efendi, daha önce de bahsettiğimiz Ankara’ya, İstanbul hükümeti tarafından, Ankara dışından vali tayin edilmesine de karşı çıkmıştı.

Ayrıca Ankara Müftüsü ve ileride Birinci Mecliste Ankara Milletvekili olarak bulunmuştu. Diyanet İşleri Reisi vazifesinde iken vefat edecek olan Rıfat Efendi gibi birçok din adamı da kurtuluş mücadelesinde Mustafa Kemal Paşa ile omuz omuza savaşmış, halkı kurtuluş için örgütlemişti[1].

            Rıfat Efendi, Ankaralıların aralarında topladığı parayı getirince, Mustafa Kemal Paşa’nın da bilgisi dâhilinde, paranın geldiği gün et ve helva ziyafeti verilmesine karar verildi. Her zaman içilen çorbadan sonra, et yemeği gelince her kes hayrete düştü.

Şakalaşmalar arasında Doktor Refik Bey, nasıl paraya kıymış da bu gün et yiyoruz diyerek Mazhar Müfit Bey’e takıldı. Mustafa Kemal Paşa ile Mazhar Müfit Bey’den başka, Rıfat Efendi’nin para getirdiğinden kimsenin haberi yoktu.

 

 

[1]Mazhar Müfit Kansu, a.g.e., s.506-508.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI