Bugun...
Osmanlıdan Günümüze Milletvekilleri Nasıl Yemin Ediyordu?


Yılmaz KOÇ
kocyilmazkoc@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-11-2015 14:24
     

Her dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi açılırken yeni seçilen veya bir daha seçilmiş olan milletvekilleri yemin ederler. Yemin töreni 26’nci Dönem milletvekilleri için de yapılacak. Yemin töreni olmadan ve bir milletvekili yemin etmeden yasama faaliyetlerine katılamıyor. Onun için yemin bir milletvekili için çok önemli bir durum teşkil ediyor.

Yemin törenleri Osmanlı döneminde bugün de olduğu gibi Meclisin seçimlerden sonra ilk açıldığı gün yapılmaktaydı. İlk yemin töreni, 1877 yılında, Osmanlı Mebusan Meclisi’nin, Dolmabahçe Sarayı’nda büyük bir törenle açılmasından bir gün sonra, Meclis binası olarak ayrılmış olan, Ayasofya’daki eski Adliye Sarayı binasında yapıldı. Yemin töreninde mebuslar tek tek kürsüye gelerek yemin ettiler.

Mebusların uymak zorunda olduğu metin ise şu şekildeydi:

“Zat-ı Hazret-i Padişahîye ve vatanıma sadakat ve kanun-i esasi ahkâmına ve uhdeme tevdi olunan vazifeye riayetle hilafından mücanebet eyleyeceğime kasem ederim.”

Bu şekildeki yemin töreni, Birinci Meşrutiyet döneminde de, İkinci Meşrutiyet döneminde de devam etti.

Konumuzla bire bir bağlantısı olmasa da burada bir şeyi daha belirtmek gerekir ki, Meclis olarak toplanmamış olsa bile Sivas Kongresi’nde de delegeler yemin ederek toplantıya başladılar. Bu kongreye katılanlar şöyle yemin etti:

“Vatan ve milletin saadet ve selametinden başka hiçbir şahsi maksat izlemeyeceğime, İttihat ve Terakki Cemiyetinin diriltilmesine çalışmayacağıma, mevcut siyasal partilerden hiç birinin emeline hizmet etmeyeceğime, vallahi, billahi.”

Osmanlı Mebusan Meclisi, 1920 yılında İngilizler tarafından basılarak kapatıldıktan sonra 23 Nisan 1920 tarihinde açılan Ankara’da, Büyük Millet Meclisi’nde ise yemin töreni ya unutuldu veya da o günün olağanüstü şartları altında önemsenmedi. Yani, 1920 yılının 23 Nisan’ında açılan Mecliste, Osmanlı döneminde yapılan yemin töreni yapılmadı. Hatta 1921 Anayasası kabul edilirken yemin metni yer almadı.

Ankara mebusu Şemseddin Efendi, 28 Nisan 1920 tarihli toplantıda mebusların yemin etmesi için bir takrir sundu. Takrir Layiha Encümenine gönderildi. Layiha Encümenine gönderilmekle birlikte bu takrir mebusların yemin etmesi gerektiğini akla getirdi.

Şükrü Bey takririnde yeminin şu şekilde yapılmasını istiyordu;

“Makamı Saltanat ve Hilâfeti Kübraya ve vatana sadakate ademiriayetten ve millet tarafından uhdeme tevdi kılınan vazifei mebusiyet ve rekâleti milletin nef'i aleyhine istimalden tevakki ile vatan ve istiklâlimizin tahlis ve muhafazasına ve memlekette kavanini hâkim kılmaya bilâemeli hususi azim ve iman ile çalışmaktan fariğ olmıyacağıma ve bunların hilafından mücanebet eylemiyeceğime vallahi billahi.”

Yemin metni okunurken mebuslar çok uzun diye tepki gösterdi. Oturumu yöneten Başkan ise Layiha encümenine havale edilebileceğini belirtti.

Yozgat mebusu İsmail Fazıl Paşa ise bir takım mebusun İstanbul’da yemin ettiklerini, tekrar yemine gerek olmadığını söyledi. Bunun üzerine Kastamonu mebusu Sabri Bey, yeni gelenler için lüzumu vardır dedi[1].

Bu tarihten üç ay sonra 6 Temmuz 1920 tarihinde yine yemin konusu gündeme geldi. Ankara Mebusu Şemsettin Efendi ve arkadaşlarının; mebusların yemin etmelerine ve yemin suretine, Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Beyin, mebusların yemin şekline, Aydın Mebusu Tahsin Beyin; Meclis azasının tahlif edilmesine dair takrirleri ve Lâyiha Encümeni mazbatası okundu.

Mazbataya ekli olan yemin metni şu şekildeydi; “Hilafet ve saltanat ve vatan ve milletin istihlas ve istiklâlinden başka bir gaye takip etmeyeceğime vallahi.”

Başkan bir sonraki toplantıda yemin edileceğini söyledi. Takriri oyladı ve kabul edildi[2].

Ancak bir gün sonra yapılan oturumda bütün mebusların yemin etmesinin uzun süreceği belirtilerek ayrıca bir oturum yapılması karara bağlandı[3].İki gün sonra 10 Temmuz 1920 tarihinde ise tüm mebuslar teker teker yukarıdaki yemin metnine sadık kalarak yemin etti[4].

Milletvekillerinin nasıl yemin edeceği ancak 1924 Anayasasında yer aldı.

Fakat 1924 Anayasası daha kabul edilmemişken, 2’nci dönem başlarken unutulan yemin hatırlandı. Birinci dönemde açılışta olmasa da daha sonra mebuslar yemin etmiş olmasına rağmen, Ertuğrul Milletvekili Dr. Fikret Bey bir takrir vererek, yemin metninin mevcut kanunlarda bulunmadığını öne sürdü.

Verdiği takrirle Anayasa’ya eklenmesi gereken bir metin sundu. Takrir müzakere edildi ve yapılan oylamada kabul edildi. Böylece 1921 Anayasasına yemin metni de eklenmiş oldu.

Metin şu şekildeydi:

“Vatan ve milletin selamet ve saadetinden başka gaye takip etmeyeceğime ve milletin bilakaydüşart hâkimiyeti esasına sadık kalacağıma… Vallahi.”

Fakat ileride Anayasalar değiştikçe, Milletvekillerinin yemin metinleri de değişikliğe uğradı.

1924 Anayasasında yemin metni şu şekildeydi:

“Namusum üzerine söz veririm ki: Vatanın ve milletin mutluluğuna, esenliğine, milletin kayıtsız şartsız egemenliğine aykırı bir amaç gütmeyeceğim ve Cumhuriyet esaslarına bağlılıktan ayrılmayacağım.”

1961 Anayasasında ise yemin şöyleydi:

“Devletin bağımsızlığını, vatanın ve milletin bütünlüğünü koruyacağıma; Milletin kayıtsız şartsız egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma ve halkın mutluluğu için çalışacağıma namusum üzerine söz veririm.”

En son yapılan 1982 Anayasasında ise Milletvekillerinin yeminleri şu şekilde düzenlenmişti:

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

 

 

Kaynaklar

1.      TBMM Zabıt Ceridesi, Devre: 5, Cilt: 1, İçtima Senesi: 1, Altıncı İçtima, 28.4.1336, s.114,115.

2.      TBMM Zabıt Ceridesi, Devre: 1, Cilt: 2, İçtima: 29,  6.7.1336, s. 203,204.

3.       TBMM Zabıt Ceridesi, Devre: 1, Cilt: 2, İçtima: 30, 8.7.1336, s. 207.

4.       TBMM Zabıt Ceridesi, Devre: 1, Cilt: 2, İçtima: 31, 10.7.1336, s. 207.

 

Yılmaz KOÇ

 

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI