Reklam
Bugun...
Reklam
Reklam
Romantizmin mi, Terörizmin mi Başkentiydi Paris?


Yılmaz KOÇ
kocyilmazkoc@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 17-11-2015 00:00
     
Reklam

Paris yüz yıllardan beri bir çok ülkenin ayrılıkçı, sorun çıkaran insanlarına ev sahipliği yapmıştır. Bizde de Jön Türkler, Prens Sebahaddin’in öncülüğünde Paris’te merkez kurdular ve Osmanlı’yı içten vurmaya çalıştılar. Osmanlı’dan kaçan her Türk soluğu Paris’te alarak Jön Türklere katıldı.

Bununla birlikte Ermeniler ve Kürtler de Paris’te, Osmanlı’ya bayrak açtılar. Ayrılıkçı fikirler yaydılar. Osmanlı olsun, Türkiye Cumhuriyeti olsun Paris’ten çok çekti. Ermeni Asala, Haris’te yeşerdi. Ermeniler ve Kürtler ilk istiklaliyet ilanını Paris’ten yaptı.

Teröre, teröriste, ülkesini arkadan vuranlara hep kucak açtı Paris. Bumerang misali desek şimdi terörü destekliyor diyecekler ama hakikaten de öyle bumerang dönüp kendini vurdu. Diğer devletler, diğer şehirler biraz ders alsınlar. Şehirlerini terörün merkezi yapmasınlar.

Ancak şunu da söyleyelim ki terörün her çeşidini kınamak insanlık görevimiz. Terörü kınıyoruz ancak teröre kucak açanlara da bir parantez açarak yaklaşık yüz yıl öncesinde Paris’te yaşanıp, İstanbul’da, Osmanlı Meclesine kadar uzanan bir hikeyeyi nakletmek istiyorum.

Osmanlı döneminde, yine Osmanlı Meclisi’nde Paris’te, Ermeni ve Kürt iki Osmanlı Paşasının ortak olarak bir devlet kurma istekleri üzerine tartışma açıldı. Bu tartışmaya da birçok Milletvekili katıldı ve görüşlerini belirtti. Ayrıca bölge halkından gelen telgraflar da okunarak, bu iki kendini bilmez Osmanlı Paşasına gereken ders verildi.

Bu müzakere de şöyle gelişti:

              26 Şubat 1920 tarihinde yapılan toplantıda, Erzincan ve Diyarbakır bölgesinden gelen telgraflar okundu. 

Paris’te, ikisi de Osmanlı Paşa’sı olan, Ermeni Bogos Nobar Paşa ile Şerif Paşa’nın birleşerek, Ermenilerle, Kürtlerin aynı kavimden geldiklerini belirterek, doğuda Kürtlerle, Ermenileri birleştirerek bir devlet kurma söylentileri üzerine çekilen telgraflar, Osmanlı Mebusan Meclisi’ne gönderilmişti.

Hakikaten de, Paris’te Ermeni Bogos Nobar Paşa ile Şerif Paşa birleşerek aralarında bir anlaşmaya varmışlardı. Bu anlaşmada, Ermeniler ile Kürtlerin kardeş ve aynı kavimden oldukları bahsedilerek, Kürtlerin, Ermenilerle birlikte Osmanlı tabiiyetinden ayrılarak bir hükümet teşkil etmeye karar verdikleri haber alınmıştı. Bunların imza ettikleri mukavele ve taahhütleri gazeteler yazdılar.

Bunun üzerine Erzincan ve Diyarbakır’dan, Osmanlı Mebusan Meclisi’ne, bölge ileri gelenleri telgraf çektiler. Bayazıt[1] Milletvekili Şefik Bey de söz alarak, Şerif Paşa’nın Kürtler nazarında bir değeri olmadığını ve o bölge insanının Şerif Paşa’yı tanımadığını ve kendisine itimat etmediğini bildirdi. Dinine bağlılığıyla ve yaradılışındaki yürekliliğiyle bilinen ve seçkin olan o kavmi soylu fertler, Osmanlı devletinin kurulmasından itibaren, Osmanlı saltanatının bir vakarlı tarafı olarak, Türk kardeşleriyle el ele vermiş ve yekdiğerinden katiyen ayrılmamak suretiyle yaşamışlardır. Kendilerini bu din bağıyla tamamıyla yekdiğerine bağladığı gibi, yakın akrabalık ile de kendilerini bağlamışlardır.

Her tarafın ve özellikle doğu vilayetlerinin yüzde doksan beşini teşkil eden bu muazzam kütle, İslamiyet içinde Türk, Kürt farkı olmadan yaşamaktadır. İslamiyet, kavmiyet ve milletin pek çok üstündedir. Şerif Paşa’nın, Ermeniler ve Kürtlerin bir kavimden olduğu kararını kabul edecek Kürt yoktur. Kürtler hilafet ve saltanattan kesinlikle ayrılmayacaklardır. Hatta bunu hayallerine bile getirmeyeceklerdir.

            O soylu kavim ki, Rus Çarlığı’nın kendilerine vaat ettiği birçok menfaati görmezden gelerek, Rusların iltifatlarına kanmayarak vatanlarını müdafaa ettiler. Rus işgali altında kalan topraklarını, servetlerini bıraktılar, Osmanlı devleti içine dönmeye mecbur kalarak sefalet ve zorluğa göğüs gerdiler.

Yine o aslanlar ki, mesken ve yurtları olan Ararat dağında kalarak ve Zeylan deresini tutarak Rusya’nın işgaline kadar, Rus ordularına teslim olmadılar. Müdafaada sebat ettiler. Evet, Kürt halkının bazı istekleri olabilir. Kürt ne ister? Bulundukları muhitte Türk kardeşleriyle beraber medrese, mektep ister, yol ister, adalet ve mali yardım ister, bu da hakkıdır. Fakat bunu başka taraftan, Makamı Muallâyı Saltanattan ve Hilafetten ve yüce Meclisinizden ister.

            Daha sonra Meclis-i Mebusan Başkanı Celalettin Arif Bey söz aldı. Celalettin Arif Bey ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığında,  bir süre Reis-i Sani, yani Başkandan sonra anlamına gelen, Meclis Başkanvekilliğini üstlenmişti. O da Kürtlerin, Ruslara karşı vatanın bekçiliğini yaptığını söyledi. İslam ile birbirlerine bağlı bulunan ve iki öz kardeş olan Türk ve Kürtlerin bir takım maceraperestler tarafından birbirlerinden ayrılmak istediklerini belirtti.

            Bogos Nobar Paşa ile Şerif Paşa’nın, tıpkı Ermeniler gibi Kürtlerin de zalim Türklerin elinden kurtarılmasını istemelerini başkalarının söyleyebileceğini fakat bu ülkenin sefirliğini yapmış Şerif Paşa’nın söyleyemeyeceğini ifade etti. Kürt Teali Cemiyeti tarafından bazı kişilerin Şerif Paşa’ya vekâlet göndererek Kürdistan ile Ermenistan’ın birleşmesini istediklerini bildiren Celalettin Arif Bey, bu vekâletin sadece Şerif Paşa’ya değil, kendisi de Kürt olan Lütfi Fikri Bey’e de verildiğini, fakat onun bu vekâleti kabul etmediğini, böyle bir ihaneti kabul edemeyeceğini bildirdiğini beyan etti.  Erzurum’da seçmeni olan Kürtlerin kendisine vekâlet verdiklerini, kendisinin de seçmenleri ve orada bulunan Kürtler adına Şerif Paşa’nın bu ihanetini nefretle ve lanetle andığını ifade etti.

İşte görüldüğü gibi Paris ve Fransa, devletine karşı olan her ayrılıkçı fikri korudu. Hele hele de Müslüman bir ülkenin vatandaşıysa ülkesine sırt çeviren Paris ona kucak açtı. Biz aşkın, romantizmin merkezi derken Paris’e, Fransızlar Paris’te bir, ülkelerine isyankârlar şehri yarattı. Bumerang işte dönüp kendini vurdu. Olan ise suçsuz yüz yirmi dokuz sivile oldu. Fransız yöneticiler ise ancak timsah gözyaşları döktü.

Sadece Paris için şu akıllarda kaldı. Teröre destek vermeseydi Fransa, dönüp onları vurur muydu.

 

 

[1] Şefik Bey konuşmasında Diyarbakır Milletvekili olduğunu söylemektedir.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI