Bugun...
Suriye’de, Deyr-i Zor ve Ermeni Meselesi


Yılmaz KOÇ
kocyilmazkoc@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 12-10-2017 13:21
     

Kervan 1915 isimli film sinema salonlarında beklenen ilgiyi görmediği için senarist ve yönetmeni İsmail Güneş tarafından çekme kararı alındığını söylüyor.

Elbette ki sinema bir sanat dalı olarak desteklenmelidir. Ancak film Türkiye’de vizyona giriyorsa ve Türk halkını soykırım yapmakla suçluyorsa bu yönetmen hiç kusura bakmasın. Elbette ki vatanını seven, atalarına sahip çıkan Türk halkı bu filme tepkisini gösterecektir.

Bununla birlikte böyle bir filmin Türkiye’de çekilebilmesi bile Türk halkının ne kadar kendine güveninin olduğunu göstermektedir. Çünkü en azından tepki göstermemişlerdir. Yönetmenin ifadesine göre sadece sinema salonları filmi göstermekten imtina etmişlerdir.

Elbette ki böyle bir filme oyuncu bulmanın da zor olacağı açıkça görülmektedir. Vatanını seven bir sanatçı böyle bir filmde yer almak istemeyecektir.

Bu haberi verdikten sonra sinema sektörü olsun, basın sektörü olsun asıl sansürü tehcir yapılmıştır ancak soykırım yoktur tezini savunan araştırmacılara uygulamaktadır.

Nerden çıkardın bu sansürü derseniz akademik bir çalışma olan ‘Osmanlı Meclisinde Ermeni Mebuslar ve Faaliyetleri’ isimli tezimi hiçbir yayınevine kabul ettiremediğimi rahatlıkla söyleyebilirim.

Ayrıca şunu da söylemek isterim ki geçen sene hazırladığımı yedi, sekiz bölümlük Ermeni meselesiyle ilgili yazı dizisini hiçbir yayın organında yayınlatamadım. Yazıyı gönderdiğim gazete yayın yönetmenleri ise beni soykırım olmuş gibi yazı yazmaya ikna etmeye çalıştılar.

Eğer bu filme sansür uygulandıysa, benim tezime ve yazı dizime de sansür uygulanmış demektir.

Buradan şu konuya gelmek istiyorum ki Türk halkının hepsi soykırım yok derken ancak çok sansasyonel yazıları okumaktadır. Akademik çalışmaları ise kesinlikle okumadığı aşikardır. Böyle olunca da yayın organları bu tür yazıları haklı olarak yayınlamamaktadır. Filmin de sansür değil böyle bir gerekçe ile sinema salonları tarafından vizyona sokulmadığı görülmektedir.

Asıl konuya gelecek olursak Suriye’deki karışıklığı da mercek altına yatırmakta yarar bulunmaktadır. Ermeni tehcirinin nerelere yapıldığını çoğu insan bilmemektedir. Fakat tehcirde sürülen Ermenilerin çoğunluğu şu anda Suriye sınırları içinde bulunan ve Suriye’nin en önemli petrol kaynaklarının bulunduğu yer olan Deyr-i Zor’dur. Deyr-i Zor’a giden Ermeniler Osmanlı Hükümetinin ger dönmeleri için karar çıkarmasına rağmen dönmemişlerdir.

Peki, Suriye’deki ayaklanmalar hangi şehirde başlamıştır diye sorulacak olursa, cevap olarak Deyr-i Zor demek kolay olacaktır. O halde büyük resme bakmalı ve bu işin İsrail isteği olduğu ve gizli bir Yahudi devleti kurmayla ilgili olduğu kadar, Ermenilerin de Akdeniz’e ulaşma emellerine hizmet ettiğini görmek lazımdır.

Hatırlarsanız bazı Milletvekillerinin, Osmanlı Mebusan Meclisinde görev alan Milletvekillerinin fotoğraflarıyla poz verdiklerini unutmamak gerekmektedir. Bu fotoğrafta bulunan Milletvekillerinden birisinin Osmanlı Bankasına baskın düzenledikten sonra pazarlıklar sonucunda bir Fransız gemisiyle İstanbul’dan çıktığını, birkaç Milletvekilinin Ermeni terör örgütüyle iç içe olduğunu bilmemeleri imkansızdır.

Büyük resim İsrail’in kutsal saydığı toprakları ele geçirmek olabileceği gibi Ermenistan’ın Akdeniz’e koridor açma planı da olabileceğini unutmamak gerekmektedir. Önlemlerin buna göre alınması yerinde olacaktır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI