Bugun...
Tarihçi İlk Önce Ahlaklı Olmalıdır.


Yılmaz KOÇ
kocyilmazkoc@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-05-2017 20:21
     

Mustafa Armağan hakikaten tarihçi midir. Bu soruya verilebilecek cevap kesinlikle hayır olmalıdır. Çünkü Armağan tarih üzerine eğitim almamıştır. Edebiyat Fakültesi mezunu olan Armağan’ın tarihçi tripleri atması ise hakikaten tarih aşkı ile kendisini ve yaşamını heba eden asıl tarihçilere hakaret sayılmalıdır.

Edebiyat Fakültesi bitiren birisinin tarihin metodolojisini bilmesinin imkanı bulunmamaktadır. Araştırmacı dese kendisine anlayacağım ancak araştırmacı demek yerine tarihçi olduğunu söylüyor. Halbuki tarihçi olmak aslında çok da basit olan bir şey değildir. Arşivlerde, kütüphanelerde insanın ömrü biter. Bir konu için belki de binlerce arşiv evrakı, binlerce kaynak gözden geçirilerek işlenen konu teze dönüştürülür.

Ülkemizde ise tarihçi olmak çok kolaydır. Hemen bir iki tarihi kitap okuyup, birkaç arşiv evrakını gördüğünüzde kendinizi tarihçi olarak lanse edebilirsiniz. Bir de popüler bir konu bulup bunu abartarak ve halkın hoşuna gidecek şekilde yazarsanız, halkın hoşuna gidecek olan birkaç asparagas olayı da bu bulduğunuz bilgilere eklerseniz hemen popüler bir tarihçi olursunuz.

Halkımız asparagas olayları ve tarihi olayların abartılmasını sever. Halbuki tarih ciddi bir iştir. Öyle asparagas olaylarla, abartılı yazılarla yapılacak bir şey değildir.

Şu da bir gerçektir ki kesinlikle tarihi bir olay araştırılıyorsa, bu olayın derinine inmek gerekmektedir. Çünkü en küçük bir kaynağı veya evrakı kaçırmanız sizin olaylar hakkındaki tezinizi yanlış yönlere doğru götürebilecektir. Bu nedenle gerçek tarihçiler bir araştırma yapıyorsa, o araştırma için senelerini verirler ve bir çalışma tarihçinin yıllarını alabilir.

Bunun karşılığında ise gerçek tarihçilerin çalışmaları ne yazık ki yayınevleri ve dergiler için pek de pazarlanabilecek bir şey değildir. O nedenle yıllarını, senelerini verdiği çalışmanın kitaplaşması için tarihçi yayınevlerinin kapılarından çevrilir. Kazara bir yayınevi tarafından çalışması basılacak olsa bile halkımız gerçek tarihe pek teveccüh etmez.

Tüm bunlarla birlikte tarihçi tarafsız olmalı ve tarihi olaylara tarafsız bir gözle bakmalıdır. Ancak bu tür tarihçiler de okuyucunun ilgisini çekmez. Yalan da olsa, çarpıtılmış da olsa okuyucu duymak istediği şeylerin yazıldığı ve kendi görüşüne uygun olan kitapları seçer.

Anlayacağınız tarihçinin işi çok zordur. Bir tarihçinin ünlü olabilmesi yıllarını bu alana vermesine de bağlıdır. Elbette ki yıllarını bu alana vermiş, arşivlerde ve kütüphanelerde yıllarını harcamış tarihçilerin biraz da olsa sivrilmesi gerekmektedir. Halil İnalcık, Kemal Karpat, İlber Ortaylı bu tür tarihçilerdendir. Bu tarihçiler eserleri tarih alanında klasikler arasına girmiş kişilerdir. Tarih alanında eğitim aldıkları gibi daha sonradan eğitim de vererek birçok tarihçinin yetişmesine vesile olmuşlardır.

Bir de Mustafa Erdoğan’a bakalım. Edebiyat Fakültesi mezunu olan bu kişinin tarihçiliği ise tartışmalıdır. Bu kişinin “Kurtlarla Dans” kitabında kaynak atlaması yaparak kendi düşüncelerini okuyucuya aktarmak gibi bir meziyeti de olmuştur. Bu konuyu yıllar önce de dile getirmiştim.

Tarihçi kaynak atlamamalıdır. Eğer tarihçi kaynak atlarsa tezi tamamlanmamış olur. Tezinin savunmasını yapamayan kişinin de tarihçiyim diyerek ortalarda dolaşmaması gerekmektedir.

Bir de diline dolamış ki İstanbul’un İngilizler tarafından terk edilmesinde tek kurşun atılmadı. Kendi istekleri ile gittiler demektedir. Tarihçi her konuyu düşünerek tezini ortaya atmalıdır. Bu olayda hiç aklına gelmemiş midir ki uluslar arası diplomasi diye bir kavram vardır. İlla ülkeler kurşun atarak isteklerini alacaklar diye bir şey yoktur. Diplomasi ile de istekler alınabilir.

Tarihçi olayları tüm boyutları ile ele almalıdır. Mustafa Armağan gibi ele alınınca tarih de eksik kalmaktadır. Mustafa Armağan’ın tarihçilere yaptığını hiç kimse yapmamıştır.

Son olarak Mustafa Kemal Paşa’ya çamur atmaktadır ki bunda da düşünmelidir. İnsanın manevi kızı ile birlikte olması kadar adi bir şey yoktur. Bu Mustafa Kemal Paşa’ya yakıştırılamayacak bir hakarettir. Bir de manevi kız vardır ki eğitim alanında ülkemizde büyük işler yapmış bir kişidir ve bundan daha önce bir annedir. Evlatlarına yapılacak en büyük haksızlık bu yönde bir çamur olabilir. Kendini savunamayacak ve kesinlikle iftira olan böyle bir yakıştırma insan olan hiç kimse tarafından dillendirilmemelidir.

Bir tarihçi çamur atmaz. Eğer yanında birisi tarihi bir şahsiyete çamur atıyorsa da engel olur. Tarihçi gerçekçi olmalı ve gerçekçe olmasının yanında da aynı zamanda ahlaklı olmalıdır. Bir yerlere yaranmak arzusuyla hiç kimseye çamur atmamalıdır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI