Bugun...
Türkler ve Suriyeliler Aynı Toprakların İnsanlarıdır.


Yılmaz KOÇ
kocyilmazkoc@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 14-07-2016 18:56
     

Güneydoğu Anadolu’da, Suriye sınırındaki hareketlilik, Mili Mücadele dönemlerine kadar uzanır.

İki halkın birbirine şimdi söylenenlerin aksine olabildiğince yardımcı olduğu bir gerçektir.

Liderler ne kadar birbirleriyle çatışsalar bile iki halk birbirlerine olabildiğince yardımcı olmuşlardır.

Güneydoğu’da 1921 yılının Mart ayına kadar Fransızlarla çarpışmalar yapılmış, bu tarihte Osmaniye’de Fransızlarla yapılan çatışmalardan sonra, bölgede başka çatışma olmamıştır.

Güney Cephesi’nde adeta bir mütareke havası esmeye başlamıştır.

Bunun nedeni de Fransızların hem Güney Doğu Anadolu’da, hem de Suriye’de işgalini sürdürmek istemesidir.

Suriye Arapları da Anadolu Türkleri gibi silaha sarılmış, bir kurtuluş mücadelesi vermek istemiştir.

Fakat başlarında bulunan kişilerin basiretsizlikleri yüzünden başarılı olamamışlardır.

Güney Doğu Anadolu bölgesinde zaman zaman Suriyeliler, Türk topraklarına girmişler ve Fransızları da tedirgin etmişlerdir.

Buna karşılık Türk Kuvayı Milliyesi de Suriye’ye kadar girerek akınlarını genişletmiştir.

Türkiye-Suriye işbirliğinin, o dönemin liderlerine büyük umutlar verdiğini yazışmalardan da anlamaktayız.

Suriye’nin, Ankara’ya verdiği teklif ise Suriye, Irak ve Türkiye’nin istiklallerini kurtaracak bir konfederasyon kurulmasıdır.

Şüphesiz bütün Suriyelilerin böyle düşünmemesi bu düşünceyi etkisiz kılmıştır.

Suriyelilerin bir kısmı özellikle de yöneticileri, Fransızlarla zaten anlaşmıştır.

Suriye’de, Fransızlara karşı savaşan ve Türkiye ile işbirliği yapan kuruluşlar ise şunlardır;

Halep’te, Halep Milli Teşkilatı, Şam’da, Suriye ve Filistin Müdafaa-i Osmaniye Heyeti Umumiyesi, yine Şam’da Gönüllü Kahire Fırkası, Amman Çerkez Fırkası’dır.

Bu teşekkülleri Osmanlı ordusu eski subaylarından olan Suriyeliler yönetmiştir.

Şam’da Şefik Bey, Halep’te Yarbay Emin Bey ve Kurmay Yarbay Şakir Nimet Bey bu isimler arasında sayılabilir.

Türkler ise Suriye’deki teşkilatlara talimat vermek, teşkilatçılar göndermek, silah ve cephane vermek suretiyle yardımda bulunmuşlardır.

Bunun akabinde de hem Suriye ve Irak’taki direnişler sonucu Fransızlara karşı başlayan milli hareketler, Türk Güney Cephesinin yükünü hafifletmiş, Fransızlar hem Suriye’de, hem de Türk Güney cephesinde aynı anda savaşmayı göze alamamışlardır.

Günümüzde ise Irak, Suriye bölgesi halklarının işgallere karşı çıkmadıkları ve galip devletlere hemen teslim oldukları söylenmektedir.

Hâlbuki o bölge halkları da kurtuluş mücadelesi vermelerine rağmen, bir birlik oluşturamamaları ve yöneticilerinin galip devletlere para karşılığı bağlanmaları sonucu başarılı olamamışlardır.

Ancak bunlar Türk halkının olsun, Suriye halkının olsun suçu değildir. O zamanlar kendi çıkarlarını ülke çıkarlarının üzerinde tutan Arap liderleri belki Türk halkına sırtlarını çevirmişlerdir ancak kesinlikle hiçbir Arap Türklere, hiçbir Türk de Araplara sırtını bu güne kadar dönmemiştir. Bu yöneticilerin basiretsizliğidir.

Son olarak şunu da söyleyelim ki Suriyeli vatandaşların ülkemizde özellikle büyük şehirlerde bakıma muhtaç bir halde dağılmaları onların suçu değil bizim suçumuz sayılmalıdır. Savaş ortamından kaçıp gelen çocuk ve kadınlara Türk milleti olarak elimizden geldiğince yardımı esirgememeliyiz.

Çünkü biz aynı toprakların insanları olarak birbirimize her zaman muhtacız.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI