Bugun...
Türklerde Askerlik Vasfı!


Yılmaz KOÇ
kocyilmazkoc@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 18-09-2015 17:31
     

            Türklerde askerliğin ayrı bir yeri vardır. Askere gitmeyen gence iyi gözle bakılmaz. Eskilerin deyişiyle adam oldu sayılmaz.

            Bundan otuz sene önce askere gitmeyen bir genç kendisini eksik sayardı. Eğer elinden geliyorsa askere gitmek için elinden geleni ardına koymuyordu.

            Son yıllarda ise bu gelenek bozuldu. Bedelli askerlik çıktı çıkalı askerlik parası olmayanın yaptığı zorunlu bir görev haline geldi.

            Şu günlerde arkası arkasına şehit haberleri gelmeye devam edince yüreğimizde bir sancı oluştu. Önceden göğsümüzü gererek şehitlerimizi yolcu ederken, şimdilerde bir buruk içimize oturdu.

            Askerliğin artık eski önemini yitirmeye başladığı görülürken, asırlardan beri Türk askerinin vasıflarını sayarak Türkler için askerliğin ne demek olduğunu, şehitliğin ne anlama geldiğini dile getirelim.

            Bozkurt destanından beri Türkler, zaferden zafere koşmuş, yenilgilerinde bile destanlaştıracak bir figür buldu. Orhun kitabelerinden beri tarihini hep şan ve şerefle süsledi.

Gazi Osman Paşa, Plevne Kalesini düşmana terk etmişti fakat kaleyi terk ederken bile destanlara konu olacak bir cesaret göstererek askerlerini düşmana teslim etmedi.

            Ancak Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde, Türk tarihinde görülmemiş şekilde düşmana teslimiyet, yıkımın ana sebeplerinin başlıcası oldu.

            Biz Türk milleti olarak zaferleri isteyen bir millet değiliz. Zafer denilen şeyden Türkler adeta bıkmıştır. Çünkü Türk tarihinin yarısı kahramanlık, yarısı şehitliktir.

            Kahramanlık ile şehitliğin arasında Türkler için fark görülmez. Kurşunu alnından yiyip düşen bir mağlup ile sancağı düşmanın toprağına diken bir galip aynı derecede övgüye değerdir.

            Biz asırlardır o surette savaşarak ve yüz yıldan beri bu surette mağlup olarak, her kavgadan muzaffer çıkmaktayız.

            Ya şehit, ya gazi sırrı bizden başka hangi ordunun bayrağında yazılıdır. Bayrağımızın kırmızısı şehitlerimizin kanından gelmektedir. Bunun manası öyle de olsa böyle de olsa zafer demektir[1].

            Birçok destanımızda aslında yenik olduğumuz görülür fakat destanın yazılış şekli sanki Türkün oradan galip ayrıldığı izlenimini verir.

Birinci Dünya Savaşı’nda yenildik, Fakat Çanakkale’yi geçilmez yaptık. Çanakkale’de yedi düvele karşı durduk. Çanakkale’nin geçilmez olduğunu, Türk askerinin gücünü dünyaya duyurduk.

Yemen’e giden askerlerimiz dönemedi ama onlar için kahramanlık türküleri söylendi. Sarıkamış’ta donarak şehit olan askerlerimiz, doğaüstü kahramanlıklarını gösterdi.

            Bütün yukarıda yazılanlara bakıldığında, Türk milletinin doğuştan asker olduğu ve vatanı için ölüme gözü kapalı gittiği gerçeği ortaya çıkar. Zaten bile bile ölüme gitmek de kahramanlıktır. İşte aslında bilmeden, yenilgilerimizi bile zafer gibi göstermemizin sebebi bu olsa gerekir.

            Bile bile vatan için ölüme gitmek. Vatan sağ olsun diyebilmek, Türk milletinin en önemli vasıflarından birisidir. Türklerin asker olduklarında söyledikleri ilk kelime de “vatan sana canım feda” olur.

            Şehitlik ise dinimizin bir gereğidir. Vatanın tehlike altındaysa ölmeyi göze alan dinimize göre şehit sayılır. Ne mutlu vatanı için şehit düşebilenlere.

 

 

[1] Yakup Kadri, Ergenekon, Hamit Matbaası, İstanbul, Birinci Kitap, s.62.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI